Devletlerin gücü yalnızca ekonomik göstergelerle ya da teknolojik yatırımlarla ölçülmez.
Asıl güç; görevini hakkıyla yapan kamu görevlilerinin, geleceği inşa eden öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının omuzlarında güçlenir.
Neden mi dediniz?
Çünkü eğitim, bir milletin yarınlara bıraktığı en değerli mirastır.
Bugün eğitim camiasında görev yapan öğretmenlerimiz, eğitim çalışanlarımız ve eğitim yöneticilerimiz büyük bir özveriyle görevlerini yerine getirmektedir.
Ancak…
Ne yazık ki son yıllarda eğitim kurumlarında adalet, liyakat ve sağlıklı iletişim konularında yaşanan sorunlar çalışma barışını olumsuz etkilemektedir.
Ne olmalı?
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın ve gençlerimizin yetiştiği, öğrendiği ve hayata hazırlandığı eğitim kurumlarımızda çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras adalet inancı olmalıdır.
Bir kurumda adalet duygusu zedelenirse güven kaybolur.
Liyakat göz ardı edilirse başarı yerine kişisel ilişkiler ön plana çıkar.
İletişim koparsa çalışma ortamında huzursuzluk kaçınılmaz hale gelir.
Eğitim kurumları da bu gerçeklerden bağımsız değildir. Eğitimin tüm bileşenleri adalet duygusunu kurumun kapısından girdikleri andan itibaren sonuna kadar hissetmelidir.
Yani…
Toplumun devlete, eğitime ve geleceğe olan inancı ancak ve ancak buradan geçmektedir. Yönetim anlayışının temelinde hakkaniyet, şeffaflık ve liyakat bulunmalıdır.
Nedir yöneticilerin görevi?
Eğitim yöneticilerinin görevi sadece idari süreçleri yürütmek değil; öğretmenleri motive etmek, çalışanları dinlemek ve ortak akılla çözüm üretmektir.
Gücünü makamdan değil, adaletten alan yöneticiler kurumlarına değer katar.
Üzülerek belirteyim…
Bazı eğitim kurumlarında mobbing, baskı ve yıldırma uygulamalarına ilişkin şikâyetler artmaktadır. Çalışanların fikirlerini özgürce ifade edemediği, sürekli baskı altında tutulduğu bir ortamda verimlilikten ve başarıdan söz etmek mümkün değildir. Mobbing yalnızca bireyi değil, kurumun tamamını yıpratan ciddi bir sorundur.
Bir sendika var…
Türk Eğitim-Sen olarak her zaman ifade ettiğimiz gibi; eğitim çalışanlarının onurunu, emeğini ve hukukunu korumak sendikal mücadelemizin temelidir.
Hiçbir kamu görevlisi sendikal tercihleri veya mensubiyetleri sebebiyle baskıya maruz kalmamalı, hiçbir öğretmen mesleki itibarını zedeleyecek uygulamalarla karşı karşıya bırakılmamalı ve hiçbir eğitim yöneticisi sendikal aidiyetlerinin veya farklı mensubiyetlerinin gücüne sığınarak eğitim çalışanlarını yıpratmamalıdır.
Unutulmamalıdır ki ayarı bozulan kantar günü geldiğinde herkesi tartacak.
“Bilgisiz yer bulursa eğer başköşede, başköşe eşik olur, eşik başköşe” (Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig)
Devlete sadakat ise kişilere değil, hukuka ve milletimizin ortak değerlerine bağlılıktır.
Sorumluluk nedir?
Kamu görevlilerinin asli sorumluluğu; görevlerini tarafsızlık, dürüstlük ve kamu yararı anlayışıyla yerine getirmektir.
Bu anlayışın güçlenmesi için de adaletin ve liyakatin tavizsiz şekilde uygulanması gerekir. Kurumlarımızda yapılan ve yapılacak olan tüm atama ve görevlendirmeler ile ilgili tüm işlemler mensubiyetler üzerinden değil liyakat esaslı olacak şekilde yapılmalıdır.
Nitekim hem töremiz hem inancımız bunu emretmektedir. “Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.” (Nisa Suresi 58)
Töremizde Kut ve Emanet Bilincine göre de yöneticiye verilen görev bir hak değil, topluma hizmet etmesi için verilmiş bir emanet olarak görülür.
Şu unutulmamalı…
Liyakat ve adaletin göz ardı edildiği her durumda toplumun hele de geleceği yetiştiren öğretmenlerimizin ve bu uğurda çaba gösteren eğitim çalışanlarımızın geleceğe dair umutlarını yitirmesine neden olmaktadır. Belki de bir topluma yapılacak en büyük kötülük bu umudu elinden almaktır.
Oysa…
Eğitim çalışanlarının mutlu olduğu, öğretmenlerin değer gördüğü, yöneticilerin adaletle hareket ettiği kurumlarda başarı da huzur da kaçınılmaz olacaktır.
Çünkü…
Güçlü eğitim, ancak adaletli yönetimle mümkündür.
Bizler Türk Eğitim-Sen olarak; eğitim çalışanlarımızın sesi olmaya, adaleti savunmaya, liyakati öncelemeye ve eğitimde çalışma barışını korumaya devam edeceğiz.
Biliyoruz ki güçlü Türkiye’nin yolu, huzurlu ve nitelikli eğitim kurumlarından geçmektedir.
Ömer IŞIKOĞLU
Türk Eğitim-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı








YORUMLAR