Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

’’Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Türkiye’nin eğitimde geleceğe attığı büyük adım’’

Doping Hafıza Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Arif

Doping Hafıza Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Arif Karakuş, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin, Türkiye’nin eğitim alanında bugüne kadar gerçekleştirdiği en önemli paradigma değişimlerinden biri olduğu söyledi.

2026/2027 eğitim-öğretim yılı öncesinde bir araya gelen Doping Hafıza Bilim Kurulu ve Yönetim Kurulu, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ müfredatını kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. Toplantı sonrası Doping Hafıza Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Arif Karakuş açıklamada bulundu.

Karakuş, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne ilişkin şöyle konuştu:

’’Doping Hafıza olarak bugün yalnızca Türkiye’deki eğitim sistemini takip etmiyoruz. Dünyanın farklı ülkelerindeki eğitim yaklaşımlarını, teknolojilerini, yapay zekâ uygulamalarını, öğrenme bilimindeki gelişmeleri ve geleceğin becerilerini sürekli inceliyoruz. 20 ülkede tecrübesi olan bir eğitim teknolojileri şirketi olarak yüz binlerce çocukla muhatap oluyoruz. Güçlü teknoloji ve mühendislik kadromuzu; akademisyenler, eğitimciler ve psikologlardan oluşan geniş danışman ağımızla birleştirerek Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni bu küresel perspektiften değerlendirdik.

Vardığımız sonuç çok net:

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Türkiye’nin eğitim alanında bugüne kadar gerçekleştirdiği en önemli paradigma değişimlerinden biridir.

Çünkü dünyada eğitim değişiyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs 2025 araştırmasına göre çalışanların bugün kullandığı temel becerilerin yaklaşık yüzde 39’u 2030’a kadar değişecek. Üretici düşünme, dayanıklılık, esneklik, teknoloji okuryazarlığı, merak ve yaşam boyu öğrenme geleceğin en önemli becerileri arasında yerini alacak.

Eğitimde Asıl Kırılma: Bilgiyi Kullanabilmek

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli zamanın ötesinde bir model. Çünkü yeni model çocuğa yalnızca “Ne biliyorsun?” diye sormuyor. “Bildiklerinle ne yapabiliyorsun?” diye soruyor.

Yeni sistemin Beceriler Çerçevesinde 20 bütünleşik kavramsal beceri bulunuyor. Bunların üzerine karar verme, problem çözme ve eleştirel düşünme olmak üzere 3 üst düzey düşünme becerisi geliyor. Bunun yanında öğrencinin merakından üreticiliğine, öz güveninden analitik düşünmesine kadar uzanan 21 farklı eğilim sistematik biçimde ele alınıyor.

Yani artık mesele yalnızca matematikte bir formülü bilmek veya tarihte bir olayı ezberlemek değil. Bilgiyi okuyabilen, sorgulayabilen, ilişkilendirebilen, doğrulayabilen ve sonunda kullanabilen bir insan yetiştirmek. Bizce Maarif Modeli’nin en güçlü taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor. Yapay zekânın bilgiye ulaşmayı birkaç saniyeye indirdiği bir dünyada, geleceğin çocuğunu yalnızca bilgi depolayarak yetiştiremeyiz. Artık önemli olan, çocuğun ne kadar bilgi ezberlediğinden çok; karşısına çıkan bilgiyi analiz edip edemediği, doğru ile yanlışı ayırıp ayıramadığı, problem çözüp çözemediği ve yeni bir şey üretip üretemediği.

Küresel Perspektif ve modelin eklediği boyut: “Erdem-Değer-Eylem”

Dünyadaki eğitim sistemlerini incelediğimizde farklı güçlü yönler görüyoruz:

Finlandiya disiplinler arası öğrenmede güçlü.

Estonya dijital eğitimde dünyanın öncü ülkelerinden.

Singapur analitik düşünme, matematik ve 21’inci yüzyıl yetkinliklerinde son derece güçlü

Japonya akademik, ahlaki ve bedensel gelişimi birlikte düşünme konusunda önemli bir geleneğe sahip.

Kanada kavram temelli derin öğrenme yaklaşımında dikkat çekiyor.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin çok önemli tarafı ise bunların pek çoğunu tek bir eğitim mimarisinde bir araya getirmesi. Fakat Türkiye’nin buna eklediği çok önemli bir boyut daha var: Erdem-Değer-Eylem.

Gelecekte yalnızca çok zeki insanlar yetiştirmek yeterli olmayacak. Bu nedenle modelin merkezinde yalnızca yetkin insan değil, “yetkin ve erdemli insan” bulunuyor. Adalet, saygı ve sorumluluk üç temel çatı değer olarak sistemin merkezine yerleştiriliyor. Biz bunun özellikle yapay zekâ çağında son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü teknoloji büyüdükçe insanın sahip olduğu güç büyüyor. Güç büyüdükçe de etik sorumluluk büyüyor.

Üstelik dönüşüm yalnızca müfredat metninde kalmıyor. MEB’in 2025-2026 izleme çalışmalarında binlerce öğretmen görüşü analiz edilmiş. Beceri temelli soru çalışmalarında ise binlerce öğrenciyle pilot uygulamalar gerçekleştirilmiş. Yani sistem eş zamanlı ölçümler, gözlemler ve geri bildirimle geliştirilmiş. Bu, Türkiye’nin nasıl bir insan yetiştirmek istediğine ilişkin büyük bir zihniyet değişimidir.

Doping Hafıza olarak bizim değerlendirmemiz şu: Türkiye’nin önünde çok büyük bir fırsat var. Çünkü doğru uygulandığında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; Finlandiya’nın disiplinler arası yaklaşımını, Singapur’un analitik düşünme gücünü, Estonya’nın dijital vizyonunu, Japonya’nın bütüncül insan anlayışını ve OECD’nin geleceğin yetkinlikleri yaklaşımını Türkiye’nin kendi kültürü, değerleri ve eğitim geleneğiyle birleştirebilecek güçlü bir mimariye sahip.

Bu mimariye baktığımızda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Türkiye eğitimde yalnızca bugünün sınavlarına hazırlanan çocuklar yetiştirmeye değil, geleceğin dünyasında yaşayacak insanlar yetiştirmeye doğru çok önemli bir adım atmıştır.

Ve belki de bu modelin en güçlü cümlesi şudur: Türkiye artık çocuğa yalnızca “Ne biliyorsun?” diye sormuyor.

“Nasıl düşünüyorsun?” “Nasıl karar veriyorsun?” “Nasıl problem çözüyorsun?” “Nasıl üretiyorsun?” ve en önemlisi, “Bütün bu gücü hangi değerlerle kullanıyorsun?” diye soruyor.

Çünkü geleceğin güçlü ülkelerini yalnızca daha fazla bilgi bilen çocuklar değil; bilgiyi anlayan, sorgulayan, üreten, teknolojiyle çalışan, insan kalabilen ve öğrendiğini ülkesi ve insanlık için değere dönüştürebilen çocuklar kuracak.

Bu modelde emeği geçen herkese ülkemiz adına teşekkür ederiz.’’