Kıymetli eğitim çalışanları, birlikte mücadele ettiğimiz kıymetli arkadaşlarım;
Sizleri, her hafta eğitim gündemimize ait konuları ele alacağımız yeni köşemden selamlıyorum.
Bizlere bu fırsatı veren BÜLTEN MEDYA Sahibi Kadir Şahin’e teşekkür ederim.
Bu hafta, saha ziyaretlerimizde de tespit ettiğimiz üzere eğitim çalışanı arkadaşlarımızı okul ve kurumlarımızda en çok yoran konulardan biri olan evrak yükü ve angarya görevler ile ilgili yazımızla yazı dizimize başlıyoruz.
Son dönemde eğitim çalışanlarından gelen şikâyetler, öğretmenlerimizin asli görevleri dışında giderek artan bir iş yükü altında bırakıldığını açıkça göstermektedir. Eğitim-öğretim faaliyetlerine odaklanması gereken öğretmenlerimiz, mesai saatleri dışında yapılan görevlendirmeler, bitmek bilmeyen raporlamalar, veri girişleri, anketler, komisyon çalışmaları, seminerler ve bürokratik işlemler nedeniyle ciddi bir mağduriyet yaşamaktadır.
Ne acı ki…
Eğitim sisteminin temel taşı olan öğretmenlerimiz, ne yazık ki asli görevlerinden giderek uzaklaştırılmakta, öğrencilerine bilgi ve değer kazandırmak için yetiştirilen öğretmenlerimiz, bugün sınıflarından çok bilgisayar ekranlarının, veri girişlerinin ve bitmek bilmeyen bürokratik işlemlerin başında vakit geçirmek zorunda bırakılmaktadır.
Oysa…
Öğretmenin görevi; öğrencisini yetiştirmek, eğitim vermek ve geleceği inşa etmektir.
Ancak…
Bugün gelinen noktada öğretmenlerimiz adeta evrak memuru gibi görülmekte, eğitim kalitesine doğrudan katkısı olmayan birçok iş ve işlemle meşgul edilmektedir. Her geçen gün yeni bir proje, yeni bir rapor, yeni bir form ve yeni bir veri talebi eğitim çalışanlarının önüne konulmaktadır.
Kimi zaman gönüllülük esasına dayanması gereken çalışmalar dahi örtülü bir zorunluluğa dönüşmekte, öğretmenler üzerinde ciddi baskı oluşturmaktadır.
Şu iyi bilinmeli…
Proje üretmeyen, yarışmalara katılmayan veya çeşitli etkinliklerde yer almayan öğretmenlerimizin kendilerini sorgulamak zorunda bırakıldığı bir anlayışın eğitim kalitesine katkı sunması mümkün değildir.
Özellikle mesai saatleri dışında gerçekleştirilen eğitimler, seminerler, toplantılar ve çeşitli görevlendirmeler eğitim çalışanlarının aile hayatını, sosyal yaşamını ve dinlenme hakkını olumsuz etkilemektedir.
Ne yazık ki…
Hiçbir kamu görevlisinin karşı karşıya bırakılmaması gereken bu uygulamalar, öğretmenlerimizin motivasyonunu düşürmekte ve mesleki verimliliğini azaltmaktadır.
Maalesef…
Artık sayılara teslim olmuş bir eğitim algısıyla karşı karşıyayız. Niteliğin göz ardı edildiği, tüm sağlamaların ve değerlendirmelerin nicel veriler üzerinden okunmaya çalışıldığı, tabiri caizse kurban hissesi gibi okul idarecilerine/öğretmenlerimize proje sayılarının dağıtıldığı bir süreçten geçiyoruz. Yapılan/yapılacak olan proje ve çalışmaların öğrencilere sağlayacağı kazanımlardan çok okulların proje sayılarının yer aldığı listedeki sıralamalarının daha çok önem arz ettiği bir süreç içindeyiz.
Şunu net olarak belirteyim…
Eğitimde başarıyı artırmanın yolu öğretmene yeni yükler yüklemek değil, tam tersine öğretmenin önündeki engelleri kaldırmak, ona zaman kazandırmak ve mesleki itibarını güçlendirmektir.
En önemli adım…
Bir öğretmenin enerjisini evraklara değil öğrencilerine ayırabilmesi, eğitimde atılacak en önemli adımlardan biridir.
Türk Eğitim-Sen olarak açıkça ifade ediyoruz ki; öğretmenlerimizin görevi angarya işleri yerine getirmek değildir. Öğretmenler angarya görevlerle meşgul edilmemelidir.
Ne diyor Anayasamız?
Anayasamız ve ilgili mevzuat gereği hiçbir kamu çalışanına karşılıksız ve görev tanımı dışında iş yüklenemez.
Eğitim çalışanlarının emeğine ve zamanına saygı gösterilmelidir.
Kamu görevlilerine mevzuat dışında yüklenen her gereksiz iş ve işlem hem çalışma barışını bozmakta hem de eğitim hizmetinin niteliğini olumsuz etkilemektedir. Eğitim çalışanlarının sesi duyulmalı, sahadaki gerçekler dikkate alınmalıdır.
Sendikamız, yıllardır öğretmenlere yüklenen gereksiz bürokratik işlerin azaltılması, mesai dışı zorunlu görevlendirmelerin son bulması ve eğitim çalışanlarının yalnızca asli görevlerine odaklanabilmesi için mücadele etmektedir.
Eğitim sisteminin başarısı; öğretmeni evrak ve angarya yükü altında ezmekle değil, öğretmene değer vermekle mümkündür.
Unutulmamalıdır ki…
Öğretmen mutluysa okul huzurludur, okul huzurluysa eğitim başarılıdır. Öğretmenini bürokrasi altında ezen değil, ona güvenen ve destekleyen bir anlayışa ihtiyaç vardır. Çünkü öğretmenin işi evrak doldurmak değil; insan yetiştirmektir.
BÜLTEN MEDYA’dan yetkililere çağrımızdır:
Öğretmenlere yüklenen gereksiz bürokratik işlemler azaltılmalıdır.
Mesai saatleri dışında yapılan zorunlu görevlendirmelere son verilmelidir.
Eğitim çalışanlarının dinlenme ve aile hayatı korunmalıdır.
Eğitim kurumlarında planlama yapılırken öğretmenlerin görüşleri dikkate alınmalıdır.
Angarya niteliğindeki tüm uygulamalardan vazgeçilmelidir.
Türk Eğitim-Sen olarak eğitim çalışanlarımızın haklarını savunmaya, öğretmenlik mesleğinin itibarını korumaya ve angarya uygulamalara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Ömer IŞIKOĞLU
Türk Eğitim-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı








YORUMLAR