Son yıllarda eğitim kurumlarında akran zorbalığı, şiddet olayları ve suça karışan çocuklara ilişkin vakalarda yaşanan artış, eğitim camiasını ve toplumun tüm kesimlerini yakından ilgilendiren önemli bir sorun haline gelmiştir.
Okullar; öğrencilerin güven içinde eğitim aldığı, kişisel ve akademik gelişimlerini sürdürdüğü ortamlar olmalıdır.
Ancak…
Yaşanan şiddet olayları bu güven ortamını zedelemekte, eğitim-öğretim faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir.
Nasıl çıkar akran zorbalığı?
Fiziksel, sözel, psikolojik ve dijital yollarla öğrencilerin birbirlerine sistematik olarak zarar vermesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Bunun yanında suça karışan çocukların sayısındaki artış, okul güvenliği açısından da önemli riskler oluşturmaktadır.
Bu durum yalnızca disiplin sorunu olarak değil; aile, eğitim, sosyal çevre ve toplumsal koşulların birlikte değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir mesele olarak ele alınmalıdır.
Şiddet ve zorbalık olayları okul iklimini olumsuz etkilemekte; güven duygusunu azaltmakta, aidiyet hissini zayıflatmakta ve öğrencilerin okula karşı motivasyonunu düşürmektedir.
Sürekli kaygı yaşayan öğrenciler derslere odaklanmakta güçlük çekmekte, devamsızlık oranları artmakta ve akademik başarı düşmektedir.
Şiddet olaylarının öğrenciler üzerindeki etkilerine bakacak olursak…
* Akademik başarının düşmesi,
* Kaygı, korku ve özgüven kaybı,
* Okula gitmek istememe ve devamsızlık,
* Psikolojik travmalar,
* Sosyal ilişkilerde bozulma,
* Şiddetin normalleşmesi ve davranış kalıbına dönüşmesini görmekteyiz.
Şiddet olaylarından yalnızca öğrenciler değil, öğretmenler de doğrudan etkilenmektedir.
* Öğretmenlerin mesleki motivasyonu düşmektedir.
* Güvenli çalışma ortamı zarar görmektedir.
* Eğitim öğretime ayrılması gereken zaman disiplin sorunlarına harcanmaktadır.
* Öğretmen tükenmişliği artmaktadır.
* Velilerle yaşanan anlaşmazlıklar ve öğretmene yönelik şiddet vakaları eğitim ortamını daha da olumsuz hale getirmektedir.
Bu durum eğitim hizmetinin niteliğini düşürmekte ve öğrencilerin öğrenme süreçlerini doğrudan etkilemektedir.
Şiddetin önlenmesi yalnızca disiplin cezalarıyla mümkün değildir. Koruyucu ve önleyici politikalar geliştirilmelidir.
* Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.
* Sosyal-duygusal öğrenme programları yaygınlaştırılmalıdır.
* Dijital zorbalık konusunda öğrenci ve velilere düzenli eğitim verilmelidir.
* Risk altındaki öğrenciler erken dönemde tespit edilerek desteklenmelidir.
* Okul-aile iş birliği güçlendirilmelidir.
* Emniyet, sağlık ve sosyal hizmet kurumlarıyla koordinasyon artırılmalıdır.
Okul yöneticileri, artan şiddet olaylarının yönetim süreçlerini zorlaştırdığını ifade etmektedir.
Özellikle rehber öğretmen sayısının yetersizliği, disiplin süreçlerinin uzunluğu, aile desteğinin sınırlı olması ve bazı hukuki boşluklar, okul yönetimlerinin etkin müdahalesini güçleştirmektedir.
Bu nedenle okul yöneticilerinin yetki ve sorumluluklarını destekleyecek düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.
Şiddetle mücadelede tüm paydaşların ortak hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteler, sendikalar, yerel yönetimler, aileler ve sivil toplum kuruluşları birlikte hareket ederek kalıcı çözümler üretmelidir.
Bilimsel veriler doğrultusunda geliştirilecek politikalar eğitim ortamlarının daha güvenli hale gelmesini sağlayacaktır.
Türk Eğitim-Sen olarak;
* Eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti önleyen caydırıcı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini,
* Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin güvenli çalışma ortamına kavuşmasını,
* CİMER uygulaması yeniden düzenlenerek öğretmenleri haksız ve asılsız şikâyetlerle karşı karşıya bırakan yapısal sorunlar giderilmesini,
* Her okula yeterli rehber öğretmen ve psikolojik danışman atanmasını,
* Disiplin mevzuatı günümüz şartlarına uygun şekilde yeniden değerlendirilmesini,
* Sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler artırılarak öğrencilerin olumlu davranış geliştirmeleri desteklenmesini,
* Okul güvenliği için yardımcı personel ve güvenlik tedbirlerinin artırılmasını,
* Akran zorbalığıyla mücadele konusunda ulusal eylem planı hazırlanmasını,
* Dijital zorbalık konusunda kapsamlı eğitim programları uygulanmasını,
* Aile eğitimlerinin yaygınlaştırılmasını,
* Risk altındaki çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesini,
* Öğretmenlerin mesleki saygınlığını koruyacak hukuki düzenlemelerin yapılmasını,
* Eğitim ortamlarında şiddete sıfır tolerans anlayışının benimsenmesini gerekli görmekteyiz.
Eğitimde güvenli okul ortamı oluşturmak, yalnızca öğrencilerin değil; öğretmenlerin, okul yöneticilerinin ve tüm eğitim çalışanlarının ortak hakkıdır. Güvenli okullar, güçlü bir eğitim sisteminin temel şartıdır.










YORUMLAR