Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“Kızıldeniz riski Asya-Avrupa seferlerini 15 gün uzattı”

Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’nda yükselen güvenlik risklerinin armatörleri Ümit Burnu

Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’nda yükselen güvenlik risklerinin armatörleri Ümit Burnu rotasına yönelttiğini belirten sektör temsilcileri, Avrupa-Asya hattındaki transit sürelerinin 10-15 gün uzadığını ifade etti.

Kızıldeniz ve Orta Doğu’da yükselen jeopolitik riskler, küresel deniz taşımacılığında rotaları, transit sürelerini ve maliyetleri yeniden şekillendiriyor. Savaş riski sigortalarındaki artış, yaptırımlar, limanlara erişim sorunları ve güvenlik kaygıları nedeniyle denizcilik şirketlerinin öncelikleri de değişiyor. Transboshor Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Can, sektörde oluşan yeni dengeyi ve Türkiye açısından ortaya çıkan fırsatları anlattı.

Kızıldeniz ve Orta Doğu’daki gelişmeler navlun piyasasında yeni bir denge oluşturduğuna ilişkin konuşan Can, “Bugün denizcilik sektöründe rekabet avantajını belirleyen temel unsurun risk yönetimi olduğunu söyleyebilirim. Geçmişte armatörler ve gemi işletmecileri ağırlıklı olarak yakıt maliyetini düşürmeye, liman giderlerini azaltmaya ve operasyonel verimliliği artırmaya odaklanıyordu. Bunlar hâlâ önemini koruyor. Ancak pandemi, Rusya-Ukrayna Savaşı, Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler, artık en büyük maliyet kaleminin öngörülemeyen riskler olduğunu gösterdi” dedi.

Bugün bir geminin karşılaşabileceği risklerin yalnızca kötü hava koşullarıyla sınırlı olmadığını söyleye Can, “Jeopolitik çatışmalar, yaptırımlar, sigorta primlerindeki artış, liman kapanmaları, siber saldırılar, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve çevre regülasyonları operasyonların ayrılmaz bir parçası haline geldi” dedi.

Güçlü şirketlerin dört temel özelliğe sahip olması gerektiğinin altını çizen Can, şöyle devam etti: “Önümüzdeki yıllarda yapay zeka destekli risk analiz sistemleri, uydu verileri ve büyük veri analitiği sayesinde şirketler riskleri günler, hatta haftalar öncesinden öngörebilecek.

Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu rotasının kullanılmasının transit sürelerini ve maliyetleri nasıl değiştirdiğine ilişkin konuşan Can, “Süveyş Kanalı, dünya ticaretinin en önemli damarlarından biri. Avrupa ile Asya arasındaki ticaretin büyük bölümü bu koridor üzerinden gerçekleşiyor. Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’ndaki güvenlik sorunları nedeniyle birçok armatörün Ümit Burnu rotasına yönelmesi, küresel lojistik zincirinde önemli değişikliklere yol açtı.

Öncelikle transit süreleri ciddi şekilde uzadı. Avrupa-Asya hattındaki birçok seferde yolculuk süresi yaklaşık 10-15 gün arttı. Bu yalnızca zaman kaybı anlamına gelmiyor. Aynı zamanda daha fazla yakıt tüketimine, daha yüksek personel giderlerine, ilave sigorta maliyetlerine ve gemilerin daha uzun süre seferde kalması nedeniyle filo verimliliğinin düşmesine yol açıyor” açıklamalarında bulundu.

Can, “Eskiden ’tam zamanında üretim’ yani ’Just in Time’ modeli ön plandaydı. Bugün ise birçok şirket ’her ihtimale karşı hazırlıklı olma’ anlamına gelen ’Just in Case’ yaklaşımını benimsiyor. Çünkü tedarik zincirinde süreklilik artık birkaç günlük zaman kazancından daha değerli görülüyor” dedi.

Bu sürecin Türk denizciliği açısından önemli fırsatlar sunduğunun altını çizen Can, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye; İstanbul ve Çanakkale boğazları, güçlü liman altyapısı ve üç kıtanın kesişim noktasındaki stratejik konumuyla önemli bir lojistik merkez olma potansiyeline sahip. Doğru yatırımlar ve güçlü bir lojistik vizyonuyla ülkemiz yalnızca yüklerin geçtiği bir transit noktası değil, aynı zamanda bölgesel bir dağıtım ve lojistik üssü haline gelebilir.”