Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mehmet Yıldız
Mehmet Yıldız

Deprem değil, bina öldürür” sözü neden yeterli değil?

Bu sık duyduğumuz söz doğru; ancak biraz eksik.

Bir binanın dayanıksız olması tek başına müteahhidin hatası değildir; aynı zamanda denetim mekanizmalarının işleyişindeki aksaklıkların, kimi zaman karşılaşılan rüşvet ve kayıt dışı ekonominin, imar aflarıyla afet riskinin defalarca “normalleştirilmesinin” bir sonucudur.

Bu normalleştirme süreci her imar affında yeniden üretilir: “Bir kere daha affedelim, zaten deprem hemen olmayacak” mantığı, on yıllar boyunca güvensiz yapıların birikmesine yol açar.

Oysa…

Her af, bir sonraki felaketin temelini hazırlar.

Öyleyse asıl soru şu…

O dayanıksız binaların ayakta kalmasına hangi kararlarla, nasıl bir süreç sonunda izin verdi?

Toplumsal farkındalık

Tüm doğa kaynaklı tehlikelerin ortak yanı, meydana getirebilecekleri zararın giderilmesinin veya iyileştirilmesinin uzun zaman alabileceği bir afete dönüşebilecek olmalarıdır.

Öte taraftan, doğa kaynaklı afetlerin dünya genelinde etkilerini karşılaştırdığımızda, insan yaşamına en fazla zarar verenlerin, en büyük maddi hasara neden olanlarla mutlaka aynı olmadığı görülmektedir.

Özellikle taşkınlar ve sıra dışı hava olayları (kasırgalar, fırtınalar) hemen her yıl ekonomik olarak en büyük hasara sebep olmakta iken, bunları izleyen depremlerden kaynaklı maddi kaybın bazı yıllarda en yüksek olduğu görülse de yıldan yıla ciddi anlamda değiştiği anlaşılmaktadır.

Farklı düzeylerde de olsa, sebep oldukları can ve mal kayıpları dolayısıyla toplumların doğa kaynaklı afetlere dönük doğrudan veya dolaylı bir ilgisi vardır.

Çünkü meydana gelen can kayıplarının yanı sıra oluşan ciddi ekonomik kayıplar yalnız afetin olduğu bölgede değil küresel ekonomi ve politikalar neticesinde farklı toplumlara da kendini hissettirebilmektedir.

Doğal tehlikelerin afetlere dönüşmesinin engellenmesinde, teknik ve bilimsel bilgi ve yaklaşımların oluşturulması, uygulanmasının yanı sıra, toplumların ister istemez gelişen ilgisinden faydalanılarak afet farkındalığının artırılması en büyük katkıyı sağlayacaktır.

Önümüzdeki hafta afet farkındalığı hakkında neler yapılması gerektiği konusunda görüşmek dileğiyle.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 × five =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER