Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Tuğrul Karadağ
Tuğrul Karadağ

İklim değişikliği kapımızda değil, artık tarlada ve ahırda!

Toprak susuyor, hayvanlar susuz kalıyor, üretici tükeniyor!

İklim değişikliği artık geleceğe dair bir öngörü değil; tarlada, merada, ahırda ve soframızda karşılığını bulduğumuz bir gerçek.

Kuraklıkla çatlayan topraklar, mevsiminde yağmayan yağmurlar, aniden bastıran seller, kavurucu sıcaklar ve giderek azalan su kaynakları…

Bütün bunlar yalnız doğayı değil, tarımsal üretimin geleceğini ve toplumun gıda güvencesini de tehdit ediyor.

Üstelik bu değişimin bedelini yalnız çiftçilerimiz ve hayvancılıkla uğraşan üreticilerimiz ödemiyor.

Artan üretim maliyetleri, azalan ürün miktarı ve yükselen gıda fiyatları üzerinden toplumun tamamı bu tablonun bir parçası hâline geliyor.

Tarımda kaybolan yalnızca ürün değil, geleceğimizdir.

Tarım, doğanın takvimine bağlı bir üretim faaliyetidir.

Ancak…

İklim değişikliği, yıllardır alışageldiğimiz bu takvimi altüst ediyor.

Yağışların düzensizleşmesi, kuraklık dönemlerinin uzaması ve aşırı hava olaylarının sıklaşması; buğdaydan mısıra, sebzeden meyveye kadar pek çok ürünün verimini ve kalitesini olumsuz etkiliyor.

Toprağın nemini kaybetmesi, sulama ihtiyacını artırırken yer altı su kaynakları üzerindeki baskıyı da büyütüyor.

Yanlış sulama yöntemleri ve plansız su kullanımıyla birleşen bu süreç, tarımsal üretimi her geçen yıl daha kırılgan hâle getiriyor.

Diğer taraftan aşırı yağışlar ve seller, ekili alanlara zarar veriyor; toprağın verimli üst tabakasını taşıyabiliyor ve üreticinin bir yıllık emeğini birkaç saat içinde yok edebiliyor.

Üretici açısından mesele daha az ürün elde etmek değildir.

Tohuma, gübreye, enerjiye ve sulamaya yapılan yatırımın karşılığını alamamak; borçların artması, gelirlerin azalması ve üretimden vazgeçme riskinin büyümesi demektir.

Unutmamalıyız ki…

Üretimin sürdürülemediği yerde gıda güvencesinden, gıda güvencesinin olmadığı yerde ise toplumsal refahtan söz edemeyiz.

Hayvancılıkta görünmeyen tehlike: Isı stresi

İklim değişikliğinin hayvancılık üzerindeki etkileri, tarımsal üretimdeki kayıplar kadar önemli; ancak çoğu zaman daha az görünürdür.

Özellikle yüksek sıcaklık ve nem, hayvanların vücut sıcaklıklarını düzenlemelerini zorlaştırır. Bu durum, hayvanlarda ısı stresi olarak adlandırılan ciddi bir soruna yol açar.

Isı stresine maruz kalan süt sığırlarında süt verimi ve üreme performansı düşebilir.

Besi hayvanlarında canlı ağırlık artışı yavaşlayabilir.

Kanatlı hayvanlarda verim kayıpları ve ölüm riski artabilir.

Küçükbaş hayvanlarda da su ve yem tüketimindeki değişiklikler, üreme performansı ve genel sağlık üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Üstelik sıcaklık artışı, yalnız hayvanların konforunu değil, bağışıklık sistemlerini ve hastalıklara karşı dirençlerini de etkileyebilir.

Değişen sıcaklık ve nem koşulları, bazı hastalık etkenlerinin ve bunları taşıyan kene, sivrisinek gibi vektörlerin yayılım alanlarını değiştirebilir.

Bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadele, aynı zamanda hayvan sağlığını koruma ve bulaşıcı hastalık risklerini yönetme mücadelesidir.

Bir hayvanın yaşadığı ısı stresi, bir işletmenin verim kaybı olarak değerlendirilemez.

Bu durum…

Hayvan refahından gıda güvenliğine, üretim maliyetlerinden halk sağlığına kadar uzanan geniş bir zincirin parçasıdır.

Önümüzdeki hafta konu hakkında daha geniş bilgiler aktarmak dileğiyle.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 × 2 =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER