Cumhuriyet Halk Partisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, geçtiğimiz ocak ayında ancak yayınlanabilen 2024 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’nın özellikle son on yılda ülkemizde sağlık sisteminin birçok alanında ilerleme kaydedilemediğini, bunun yanı sıra bazı göstergelerde ise geriye gidişi ortaya koyduğunu ifade etti.

Önemliydi açıklaması Kayıhan Bey’in…
“Sağlık İstatistikleri Yıllığı, ülkemizde sağlık sistemi performansının ve kamu kaynaklarının etkin kullanımının izlenmesinde takip edilen en temel resmî kaynaklardan biridir. En son yayımlanan 2024 Yıllığı, Sağlık Bakanlığı’nın bir gurur tablosuymuş gibi kamuoyuna yansıttığı sağlık sisteminde “eşitlik”, “erişilebilirlik”, “verimlilik” ve “kalite” alanlarında gerçekte düşük bir performansı gösteriyor. Örneğin ülkemizde 2024 yılı itibarıyla bebek ölüm hızı Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla 2,9 kat, beş yaş altı ölüm hızı ise 3 kat daha yüksek. Bebek ölüm hızı ve çocuk ölüm hızı AB, OECD ve DSÖ Avrupa Bölgesinin çok üzerindedir! Bu durum kabul edilemez”
Acı gerçekleri net ortaya koyuyor Pala…
“2024 yılı verilerine göre Türkiye’de doğumda beklenen yaşam ümidi Avrupa Birliği ortalamasına göre 2,7 yıl, OECD ülke ortalamasına göre ise 3,2 yıl geridedir. Sağlık Bakanlığı kronik hastalıkların görülme sıklığındaki yükselişi önleyemedi. Örneğin şeker hastalığı görülme sıklığı yüzde 16,5 ile DSÖ Avrupa Bölgesindeki ülkelerin ortalamasının (Yüzde 7,8) iki katının üzerine çıktı. Aşı kapsayıcılığının azalması, aşıyla korunulabilen hastalıklar açısından önemli bir toplum sağlığı tehdidi oluşturmaktadır. Örneğin 2019 yılında yüzde 97 olan KKK (Kızamık, kabakulak, kızamıkçık) aşısının kapsayıcılığının Batı Anadolu bölgesinde yüzde 90’a, İstanbul’da yüzde 92’ye ve Türkiye genelinde yüzde 94’e kadar gerilemesi kabul edilemez. Bu durum bulaşıcı hastalık salgınlarına davetiye çıkartabilir. Nitekim son haftalarda İstanbul ve değişik illerden kızamık olgu sayılarında artış bildirimleri gelmektedir. Sağlık İstatistikleri Yıllığı’nda 2024 yılında kişi başı hekime müracaat sayısının 12,2’ye yükseldiği görülmektedir ki bu sayı OECD ortalamasının neredeyse iki katıdır. Ancak bu gösterge sağlık hizmetlerinin erişilebilirliğini değil, sistemin içinden geçtiği nitelik krizini gözler önüne sermektedir. Mevcut sistemde hekimler hasta başına 5 dakika ayırarak hizmet sunmak zorunda bırakılmakta, sevk zincirinin olmayışı hastanelerdeki yükü katlayarak artırmakta ve hastaların erken taburcu edilmesine neden olmaktadır. Bakanlık OECD ülkelerinde ortalama 8,3 gün olan hastanede ortalama kalış günü süresinin ülkemizde neden 4,2 gün olduğunu ve bu durumun erken taburcu edilen hastaların sağlığını nasıl etkilediğini açıklamalıdır. Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı veriler, sağlığın bir sermaye birikimi ve kârı en üst düzeye çıkarma aracı olarak görüldüğünü ve bu yaklaşımla alınan kararların halkın sağlığı üzerinde olumlu etki yaratamadığını açık olarak gösteriyor. Adalet ve Kalkınma Partisinin sağlık politikalarıyla yurttaşların sağlık sorunlarını çözmek olanaklı değildir. Ülkemizde kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemine ihtiyaç duyulmaktadır.”
Bir hekim olarak acı reçeteyi önümüze net sunmuş Sayın Pala.
Başka yazacak ne olabilir ki?








YORUMLAR