Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
İbrahim Bulut
İbrahim Bulut

Türkiye Kamu-Sen: memurun onuru, emeğin sesi, Türkiye’nin güvencesi.

Bazı kuruluşlar bir ihtiyaçtan doğar, bazıları ise bir inancın, bir duruşun ve bir mücadelenin adı olur.

Türkiye Kamu-Sen, kamu çalışanlarının hak arayışını millî değerlerle, emeğe saygıyla, adalet anlayışıyla ve bağımsız sendikacılık ilkesiyle buluşturan bir iradenin adıdır.

Türkiye Kamu-Sen’in varlığını anlamak için yalnız bir sendikanın kuruluş hikâyesine bakmak yetmez.

Asıl mesele…

Kamu çalışanının neden örgütlü bir güce ihtiyaç duyduğunu, emeğinin karşılığını neden kararlılıkla savunması gerektiğini ve sendikacılığın nasıl bir sorumluluk taşıdığını kavramaktır.

Çünkü memurun hakkı, yalnız şahsi bir kazanç meselesi değil; adaletin, liyakatin, devlet ciddiyetinin ve toplumsal huzurun da meselesidir.

Bir kuruluş ilkesinden daha fazlası: Duruş sahibi sendikacılık

Türkiye Kamu-Sen’in temelinde; bağımsızlık, millî ve manevi değerlere bağlılık, hukukun üstünlüğü, emeğe saygı, demokratik hakların korunması ve kamu çalışanlarının ekonomik, sosyal ve mesleki haklarının geliştirilmesi anlayışı vardır.

Bülten Medya -

Bu anlayış, sendikacılığı yalnız toplu sözleşme masasında rakam konuşmaya indirgemez.

Elbette ücret önemlidir. Enflasyon karşısında eriyen maaşın, artan kira giderlerinin, ağırlaşan geçim şartlarının ve emeklilikte yaşanan gelir kaybının karşısında güçlü bir mücadele yürütmek sendikal sorumluluğun vazgeçilmez parçasıdır.

Ancak sendikacılık, bütün bunların yanında insan onurunu, çalışma barışını, fırsat eşitliğini ve kamu görevlisinin mesleki itibarını da savunmaktır.

Sendikanın gücü, yalnız ne kadar yüksek sesle konuştuğuyla değil, hangi ilkelerden güç aldığıyla ve kimin hakkını ne pahasına olursa olsun savunduğuyla ölçülür.

İlkesiz güç, zamanla çıkarın hizmetine girebilir.

İlkeli mücadele ise şartlar değişse de yönünü kaybetmez.

Türkiye Kamu-Sen’in anlamı da emeğin hakkını savunurken bağımsızlığını korumak, çalışanların taleplerini dile getirirken sorumluluk bilincinden uzaklaşmamak ve hak arayışını hukuk zemininde kararlılıkla sürdürmektir.

Tam da bu noktada sormamız gereken, Türkiye Kamu-Sen neden kurulmuştur?

Tek başına dile getirilen bir talep kolaylıkla görmezden gelinebilirken, ortak iradeyle ortaya konulan haklı bir talep toplumsal ve kurumsal bir ağırlık kazanır.

Türkiye Kamu-Sen, kamu görevlilerinin ortak sorunlarını ortak bir mücadele zemininde buluşturma ihtiyacının ürünüdür.

Çalışanların ücret, özlük, sosyal güvenlik, çalışma koşulları, mesleki gelişim ve kariyer beklentilerinin güçlü biçimde savunulması; idare karşısında çalışanların sesinin duyulması, hakların kişisel ilişkilere değil, hukuka ve objektif ölçütlere dayanması bu ihtiyacın başlıca nedenlerindendir.

Sendikal örgütlenme, memura birilerinin lütfedeceği imkânları beklemek yerine, hakkını demokratik yollarla arama iradesi kazandırır.

Bir çalışanın yaşadığı sorun, örgütlü mücadeleyle binlerce çalışanın ortak gündemine dönüşür. Böylece bireysel mağduriyetler görünür hâle gelir, ortak talepler somutlaşır ve çözüm için daha güçlü bir zemin oluşur.

Türkiye Kamu-Sen’in kuruluş gerekçesi, memurun yalnız bırakılmaması; emeğin sahipsiz, hakkın savunmasız, adalet talebinin karşılıksız kalmaması düşüncesinde aranmalıdır.

Türkiye Kamu-Sen neden var olmalıdır?

Çünkü haklar, kazanıldıkları gün değil, her gün korunmaları gerektiği için değerlidir.

Kamu çalışanlarının sorunları zaman içinde değişkenlik arz edebilir. Bir dönem ücret adaletsizliği öne çıkar, başka bir dönem güvencesizlik, liyakat tartışmaları, kariyer engelleri veya emeklilikte yaşanan ekonomik sıkıntılar gündeme gelir.

Hayat pahalılığı arttıkça geçim mücadelesi ağırlaşır; çalışma hayatındaki adalet beklentisi karşılanmadığında ise kuruma duyulan güven zedelenir.

Bu şartlarda sendikacılık, sorun ortaya çıktığında açıklama yapan değil, sorunları önceden gören, çözüm önerileri geliştiren, çalışanların haklarını takip eden ve gerektiğinde kararlı bir mücadele ortaya koyan bir anlayışa dayanmalıdır.

Kamu çalışanının hakkını savunmak, emeğinin karşılığını almasına katkı sunmak, liyakati ve adaleti çalışma hayatının temel ölçütleri hâline getirmek ve kamu görevlisinin sesini karar mekanizmalarına taşımak için Türkiye Kamu-Sen var olmalıdır.

Ancak var olmak, tek başına yeterli değildir.

Bir sendikanın varlığı, üyelerinin hayatında somut karşılık bulduğu ölçüde anlam kazanır.

Ücrette, özlük haklarında, çalışma koşullarında, mesleki saygınlıkta ve geleceğe güvenle bakabilme imkânında hissedilmeyen bir mücadele, zamanla sözden ibaret kalma tehlikesi taşır.

Bu nedenle Türkiye Kamu-Sen’in varlığı kadar, mücadelesinin sürekliliği, temsil gücü, hesap verebilirliği ve üyelerinin beklentilerine karşı duyarlılığı da önemlidir.

Sendikacılık, kazanımları anlatma sanatı olduğu kadar, eksikleri görme ve onları gidermek için mücadele etme sorumluluğudur.

Memurun itibarını korumak, kamu hizmetinin itibarını korumaktır. Memurun hakkını gözetmek, devlete duyulan güveni güçlendirmektir.

Türkiye Kamu-Sen’in memur açısından taşıdığı anlam, işte bu noktada belirginleşir.

Kişisel talepleri ortak bir hak mücadelesine dönüştürmek, çalışanların yalnız olmadığını hissettirmek ve sorunların çözümü için kurumsal bir irade ortaya koymak.

Emeğin hakkı da millî sorumluluk da birbirinden ayrı değildir

Kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını savunmak ile ülkenin ortak değerlerine bağlı olmak arasında bir çelişki yoktur. Aksine, adil bir çalışma hayatı güçlü bir toplumsal yapının temel unsurlarındandır.

Devletin kurumlarını ayakta tutan, eğitimden sağlığa, güvenlikten ulaşıma kadar pek çok alanda kamu hizmetini vatandaşla buluşturan insan emeğidir.

Bu emeğin karşılığının verilmesi, çalışanların hakkının korunması ve kamu yönetiminde adaletin güçlendirilmesi, ülkenin geleceğine yapılan bir yatırımdır.

Millî sorumluluk, çalışanların sorunlarını görmezden gelmek değildir.

Birlik ve beraberlik, haklı taleplerin ertelenmesi anlamına gelmez. Tam tersine, toplumsal dayanışma; adaletin herkese eşit uygulanması, emeğin karşılığının verilmesi ve insanların gelecek kaygısının azaltılmasıyla güçlenir.

Bülten Medya -

Son söz: Bir sendikadan öte, bir sorumluluk

Memurun alın teri değersizleştirildiğinde, liyakat geri plana itildiğinde, ücretler hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığında ve çalışanların sesi karar süreçlerinde yeterince duyulmadığında sendikacılığın varlık sebebi yeniden kendini hatırlatır.

Bu sebeple Türkiye Kamu-Sen, bir dönemin ihtiyaçlarına cevap veren bir yapı olarak değil; emeğin hakkını savunma, adaleti büyütme, bağımsız iradeyi koruma ve kamu çalışanlarının geleceğine sahip çıkma sorumluluğuyla var olmalıdır.

Elbette bu sorumluluk, her talebin kazanıma dönüştüğü iddiasıyla değil; her haklı talebin takip edildiği, her sorunun ciddiyetle ele alındığı ve her mücadelenin somut sonuç üretmek üzere yürütüldüğü bir anlayışla yerine getirilebilir.

Unutulmamalıdır ki sendika, tabelasıyla değil mücadelesiyle; söylemiyle değil kazanımlarıyla, geçmişiyle övünmesiyle değil geleceğe duyduğu sorumlulukla büyür.

Türkiye Kamu-Sen için asıl ölçü şudur…

Memur kendisini ne kadar güvende hissediyor, emeğinin karşılığını ne kadar alıyor, hakkını ararken ne kadar güçlü bir desteğe sahip olduğunu biliyor?

Bu sorulara verilen cevaplar, bir sendikanın neden kurulduğunu değil, neden var olması gerektiğini de ortaya koyar.

Çünkü emeğin olduğu yerde hak vardır. Hakkın olduğu yerde mücadele vardır. Mücadelenin olduğu yerde ise dayanışma, kararlılık ve örgütlü irade vardır.

Türkiye Kamu-Sen’in varlık nedeni, memurun sesini yükseltmekten ibaret değildir; o sesin duyulmasını, emeğin karşılığını bulmasını ve adaletin çalışma hayatında gerçek bir karşılık kazanmasını sağlamaktır.

Ve bu mücadele, bugünün memuru için değil, yarının kamu çalışanları ve daha adil bir Türkiye için de önemlidir.

Kalın sağlıcakla….

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four × 1 =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER