Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kayhan Kaymaz
Kayhan Kaymaz

“Çocuğun davranışını değil, duygusunu anlayın”

Güzel eğitim.

Okullar başladı, öğretmenler, öğrenciler telaş içinde.

Son yıllarda okullar birbirleriyle yarış içinde.

Bırakın özel okulları devlet okulları dahi daha kaliteli eğitim ve hizmet vermek için yoğun çalışıyor.

Öğrenciler.

Annesinden ayrılıp okul öncesi okula gidecek minikleri tatlı ve meraklı günler bekliyor.

Özellikle ilk ve ortaokula, liseye gidecek öğrenciler için sınav maratonu resmen başlıyor.

Bu konuda çok güzel açıklama yapmış Hayat Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Nuran Karimova.

Anne- babalar da, öğrenciler de okumalı bu güzel bilgileri.

“Okul öncesi dönemde görülen öfke, korku, inatlaşma ve bağımsızlık isteği çoğu zaman gelişimsel sürecin doğal parçasıdır. 3-6 yaş arasındaki okul öncesi dönemi, çocukların dünyayı ve çevrelerindeki insanları anlamlandırmayı öğrendikleri önemli bir gelişim sürecidir.  Çocuğun davranışını yalnızca durdurmaya çalışmak yerine, ‘Çocuğum bu davranışıyla bana ne anlatmaya çalışıyor?’ sorusunu sormak gerekir. Okul öncesi çocuklar olayları kendi bakış açılarıyla değerlendirmektedir. Çocuğun sürekli kendi istediğinin olmasını istemesi her zaman bencillik anlamına gelmez. Bu dönemde sıkça duyulan ‘Ben kendim yapacağım’ ifadesi de çocuğun bağımsızlık ve özerklik duygusunun geliştiğini göstermektedir. Ebeveynler güvenli sınırlar içerisinde çocuklarına seçim yapma fırsatı vermelidir.

Oyun, çocuğun duygularını anlatır

Okul öncesi dönemde hayal ile gerçek arasındaki sınırlar yetişkinlerdeki kadar belirgin olmayabilir. Çocuklar her zaman yaşadıkları duyguları konuşarak ifade edemez. Oyun, onların duygularını ve yaşantılarını ortaya koydukları önemli bir alandır. Ebeveynler çocuklarıyla oyun oynarken onların korku, kaygı ve duygularını daha iyi anlayabilecektir. Çocuğun istediği olmadığında ağlaması, bağırması veya öfkelenmesi ebeveynler açısından zorlayıcı olabilir. Okul öncesi dönemde duygu düzenleme becerileri henüz gelişmekte. Öfke nöbetlerinde yalnız davranışı durdurmaya çalışmak yerine çocuğun yaşadığı duygunun tanımlanmasına yardımcı olunması gerek. “Ağlayacak bir şey yok” demek yerine, “Şu anda çok öfkelendiğini görüyorum” gibi ifadeler çocuğun duygularını tanımasına katkı sağlar. Her gün 15-20 dakika boyunca telefon ve diğer uyaranlardan uzak şekilde çocuğun yönlendirdiği bir oyuna eşlik edilmesi duygusal bağı güçlendirecektir. Bazen öfkenin altında anlaşılma ihtiyacı, korkunun altında güven arayışı, ısrarın altında ise bağımsızlaşma isteği olabilir. Sağlıklı gelişim için çocuğun sevgi dolu, güvenli ve tutarlı bir ortamda büyümesi önem taşır.”

Anne- baba- öğretmenler için çok önemli bilgiler bunlar.

Çocuklarımız geleceğimiz ise hep birlikte doğruları yapmalıyız.

Bu doğruları yaptığımızda çocuklarımız istediğimiz gibi olur.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four × four =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER