Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Timur Özdemir
Timur Özdemir

Filenin Sultanları ve Cumhuriyet’in kadına açtığı yol.

Geçtiğimiz hafta hep birlikte yüzümüzü bir kez daha güldüren, göğsümüzü kabartan çok güzel anlar yaşadık.

Ay-yıldızlı formalarıyla sahaya çıkan Filenin Sultanları, Avrupa’nın zirvesine bir kez daha çıktı.

6 Eylül’de İtalya’yı nefes kesen finalde 3-2 mağlup eden A Milli Kadın Voleybol Takımımız, 2023’ün ardından üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu.

Üstelik bu şampiyonluk, 2028 Los Angeles Olimpiyatları’nın da kapısını doğrudan açtı.

Bugünkü yazımda sadece bir kupadan söz etmek istemiyorum…

Asıl konuşmamız gereken, bu başarının arkasındaki anlayıştır.

Bu başarı tesadüf değil

Bir ülkenin kadın sporcuları sürekli olarak uluslararası arenada başarı kazanıyorsa, bunun birkaç yetenekli sporcunun başarısı olduğunu düşünmek doğru değildir.

Orada bir sistem, altyapı, eğitim, antrenör vardır, emek, sabır vardır.

Ve en önemlisi, kadına inanmak vardır.

Türkiye Voleybol Federasyonu’nun son yıllarda ortaya koyduğu çalışmaların bu noktada özel bir yeri olduğu net.

Bugün voleybola başlayan binlerce kız çocuğunun gözünde artık ulaşılması imkânsız bir hayal yok.

Onlar milli takım oyuncularını görüyorlar.

“Ben de yapabilirim” diyorlar.

İşte sporda başarıyı sürdürülebilir hale getiren en önemli sonuçlardan biri budur.

Bir şampiyonluk yalnızca kupa kazandırmaz.

Yeni şampiyonların hayalini de kurdurur.

Mesele sadece voleybol değil

Aslında benzer bir tabloyu başka branşlarda da görüyoruz.

Kadın sporcularımız; atletizmden-judoya, güreşten- tekvandoya; bokstan- karateye kadar birçok branşta Türkiye’nin yüzünü ağartmaya devam ediyor.

Bize düşen ise şu soruyu sormak:

Kadın sporcularımıza yeterince imkân ve fırsat verdiğimizde neler yapabileceklerini daha kaç kez görmemiz gerekiyor?

Cevap artık ortada.

Türk kadınına güvenildiğinde, önündeki engeller kaldırıldığında ve yeteneğini geliştirebileceği eğitim ve spor ortamı sağlandığında yalnızca başarılı olmuyor.

Dünyanın zirvesine çıkıyor.

Bunun bir de cumhuriyet tarihi var

Bugün kadınlarımızın spor sahalarında, üniversitelerde, bilim dünyasında, sanatta, iş hayatında ve siyasette var olabilmesinin arkasında Cumhuriyet’in açtığı büyük dönüşüm bulunmaktadır.

Bu dönüşümün temelinde ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kadın meselesine bakışı vardır.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadınların eğitim hakkının güçlendirilmesi, Medeni Kanun’la hukuki alanda önemli değişiklikler yapılması ve kadınların siyasal haklara kavuşması, Türk toplumunda kadın-erkek ilişkilerinin yeniden şekillenmesinin önünü açtı.

1924’te Tevhid-i Tedrisat ile eğitim sistemi bütünleştirildi; 1930’da kadınlara belediye seçimlerinde, 1933’te muhtarlık ve ihtiyar heyetlerinde, 5 Aralık 1934’te ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı.

Bu yalnız bir hukuk düzenlemesi değildi.

Bir zihniyet değişimiydi.

Kadının toplumun kenarında duran değil, toplumun merkezinde yer alan bir birey olarak kabul edilmesiydi.

Bugün Türk kadınının Avrupa şampiyonluğu kürsüsünde ay-yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmasını konuşurken, işte bu tarihsel dönüşümü de hatırlamak gerekir.

Çünkü eğitim olmadan fırsat eşitliği olmaz.

Fırsat eşitliği olmadan yetenek ortaya çıkmaz.

Yetenek ortaya çıkmadan da başarı sürdürülemez.

Kız çocuklarına verilecek en güzel mesaj

Filenin Sultanlarının belki de en büyük başarısı, kazandıkları kupalardan daha büyük bir şeydir:

Kız çocuklarına rol model olmaları.

Bugün bir kız çocuğu televizyonun karşısında milli takımımızı izleyip “Ben de voleybolcu olacağım” diyorsa, biz aslında geleceğin şampiyonunu yetiştiriyoruz demektir.

Bu nedenle spor politikalarını yalnızca madalya ve kupa üzerinden değerlendirmemeliyiz.

Asıl ölçü, kaç çocuğa ulaştığımızdır.

Kaç kız çocuğuna spor yaptırabildiğimizdir.

Kaç çocuğun hayatına disiplin, özgüven, takım ruhu ve sağlıklı yaşam alışkanlığı kazandırabildiğimizdir.

Ve belki de en önemlisi:

Kaç çocuğa “Sen de başarabilirsin” diyebildiğimizdir.

Şampiyonluktan sonra ne yapacağız?

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Filenin Sultanları Avrupa şampiyonu oldu.

Hepimiz sevindik.

Bayraklarımızı çıkardık.

Marşımızı söyledik.

Gururlandık.

Ancak…

Ertesi gün bu başarıyı unutursak, şampiyonluğun en önemli mesajını kaçırmış oluruz.

Bu başarıdan sonra yapılması gereken; kız çocuklarının spor yapabileceği tesisleri artırmak, altyapıya daha fazla yatırım yapmak, antrenör eğitimini güçlendirmek ve özellikle Anadolu’da yetenekli çocuklara ulaşmaktır.

Çünkü İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de veya Bursa’da doğmamış olmak bir çocuğun hayallerine engel olmamalıdır.

Yetenek her yerde var.

Mesele, o yeteneği bulmak ve ona fırsat vermektir.

Teşekkürler Filenin Sultanları.

Başta sporcularımız olmak üzere teknik ekibe, antrenörlere, altyapıda emek verenlere ve Türk voleyboluna katkı sağlayan herkese sonsuz teşekkürler.

İtalya karşısında iki kez geriye düşüp yeniden ayağa kalkmaları, yalnızca teknik bir başarı değildi, aynı zamanda mücadele gücünün, takım olmanın ve vazgeçmemenin de göstergesiydi. Avrupa Voleybol Konfederasyonu da finalde Türkiye’nin iki kez set gerisinden gelip maçı çevirmesini ve seyircinin desteğini özellikle vurguladı.

Onların bize bir teşekkür borcu yok, bizim onlara teşekkür borcumuz var.

Çünkü onlar bize yalnız Avrupa şampiyonluğu kazandırmadılar.

Bir kez daha gösterdiler ki; Türk Kadınına imkân, eğitim verirseniz, önünü açarsanız ve ona inanırsanız, o kadın yalnız kendi hayatını değil, ülkesinin geleceğini de değiştirebilir.

Ve belki de bugün Filenin Sultanlarının bize verdiği en önemli mesaj budur:

Cumhuriyet’in kadına açtığı yol, bugün spor sahalarında da dünyanın zirvesine uzanıyor.

Ay-yıldızlı bayrağımızı Avrupa’nın zirvesinde dalgalandıran Filenin Sultanlarına sonsuz teşekkürler…

İyi ki varsınız kızlar.

İyi ki bize bir kez daha “Biz birlikte olduğumuzda başarabiliriz” duygusunu yaşattınız.

Ve şimdi sıra bizde:

Bu başarıyı alkışlamakla yetinmeyelim.

Daha fazla kız çocuğuna spor yaptıralım.

Çünkü yeni Filenin Sultanları, belki de bugün bir okul bahçesinde, bir mahalle sahasında veya Anadolu’nun küçük bir ilçesinde bizi bekliyor.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18 + sixteen =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER