Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Timur Özdemir
Timur Özdemir

Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet

Bir ömürlük minnet, iki dedenin mirası ve Cumhuriyet’in bana uzanan eli…

“Cumhuriyet fazilettir.”

“Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.”

“Cumhuriyet; düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller ister.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözleri, kimileri için tarihin sayfalarında yer alan anlamlı ifadeler olabilir.

Benim için ise…

Her biri, hayatımın bir parçası, geçmişimin bir hatırası ve Cumhuriyet’e duyduğum minnetin ifadesidir.

Çünkü benim Cumhuriyet’le olan bağım yalnız bir vatandaşlık bağı değil; ailemin geçmişine, dedelerimin fedakârlıklarına, annemin emeğine ve kendi hayat hikâyeme uzanan derin bir bağdır.

İsmimi, gazilik mertebesine ulaşmış dedem Timur’dan vermişler.

Timur dedem, Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde, Halit Paşa komutasındaki muharebelerde savaşmış. Bir top mermisinin bacağını dizinin altından koparmasıyla gazi olmuş. O günden sonra doğup büyüdüğü topraklarda “Topal Timur Ağa” olarak anılmış. Acısına rağmen onuruyla yaşayan, cesaretiyle hatırlanan, halkın sevgisini ve saygısını kazanmış bir insanmış.

Onun adını onurla taşıyorum. Adımın ardında bir savaşın hatırası, bir gazinin fedakârlığı ve bu toprakların kolay kazanılmamış tarihinden bir iz var.

Ancak benim Cumhuriyet hikâyem yalnız dedemin gazilik hatırasıyla sınırlı değil.

Annemin babası, yani diğer dedem Nuri Tekin de genç Cumhuriyet’in ilk öğretmenlerinden biriymiş.

Annem 1927 doğumluydu. Üç yüz hanelik bir köyde, “Muallimin kızı” olarak tanınırdı. Okuma yazmayı çok iyi bilir, son derece güzel el yazısıyla yazardı.

Yazısı, Atatürk’ün el yazısına benzerliğiyle dikkat çekerdi.

O yıllarda köyde okuma yazma bilenlerin sayısı sınırlıyken annemin böyle bir eğitimle yetişmiş olması, öğretmen bir babanın kızına bıraktığı en kıymetli miraslardan biriydi.

Hayatın benim için dönüm noktası ise henüz beş yaşındayken babasız kalmam oldu.

İşte o günlerde Cumhuriyet, benim hayatımda bir yönetim biçimi olmaktan çıktı; bana sahip çıkan, geleceğime kapı açan, ailemin ayakta kalmasına imkân sağlayan bir güvenceye dönüştü.

Öğretmen dedemin maaşının anneme bağlanmasıyla başlayan bu güvence, yıllar boyunca yalnızca beni değil, bütün aile fertlerimizi ayakta tuttu.

İlkokuldan ortaokula, liseden üniversiteye uzanan eğitim hayatımda annemin maaşı, bizim için bir geçim kaynağından çok daha fazlasıydı.

O maaş…

Eğitimime devam edebilmemin, geleceğe umutla bakabilmemin ve hayata tutunabilmemin dayanağı oldu.

Bugün geriye dönüp baktığımda, Atatürk’ün “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir” sözünü neden bu kadar derinden hissettiğimi daha iyi anlıyorum.

Çünkü ben o sözün anlamını kitaplardan öğrenmedim; hayatımın içinde yaşadım.

Elbette Cumhuriyet, benim hikâyemden ibaret değil.

Cumhuriyet…

Bir milletin kendi geleceği hakkında söz sahibi olması, yöneticilerini seçebilmesi, kanunlar önünde eşit olması ve temel haklarının güvence altına alınmasıdır. Hukukun üstünlüğünün, halk egemenliğinin ve özgür bireylerin esas alındığı bir yönetim anlayışıdır. İnsanların doğdukları aileye, sahip oldukları imkânlara veya toplumsal konumlarına bakılmaksızın kendilerine bir gelecek kurabilmelerinin yoludur.

Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri de eğitimi bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp toplumsal gelişmenin temel unsurlarından biri hâline getirmesidir.

Dedem Nuri Tekin’in öğretmenliğiyle başlayan aydınlanma yolculuğunun, annemin eğitimli bir kadın olarak yetişmesinde ve benim öğrenim hayatımda bıraktığı iz, bu gerçeğin ailemizdeki somut karşılığıdır.

İmam Hatip Ortaokulu, Cumhuriyet Lisesi ve Anadolu Üniversitesi…

Eğitim hayatımın farklı duraklarını oluşturan bu kurumlar, benim gözümde Türkiye’nin toplumsal ve kültürel çeşitliliğinin de bir özeti gibiydi.

Farklı düşüncelerin, farklı hayatların ve farklı eğitim yollarının aynı ülkenin ortak geleceğinde buluşabileceğini gördüm.

Öğrenmenin, düşünmenin ve kendini geliştirmenin insana kazandırdığı değeri yaşayarak öğrendim.

Bugün biliyorum ki Cumhuriyet, yalnız geçmişte kazanılmış bir zafer değil, her kuşağın yeniden sahip çıkması gereken büyük bir emanettir.

Atatürk’ün, “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz” sözü de tam burada anlam kazanıyor.

Cumhuriyet’i yaşatmak, yalnızca bayramlarda törenlere katılmak veya güzel sözler söylemek değildir.

Cumhuriyet’in temel değerlerini korumak, hukukun üstünlüğüne inanmak, adaleti gözetmek, farklı düşüncelere saygı duymak ve gelecek kuşakların daha iyi şartlarda yetişmesi için sorumluluk almaktır.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı elbette hepimiz için çok önemli ve kıymetlidir.

Ancak…

Hayatımdaki yeri bambaşkadır.

Çünkü Cumhuriyet’in anlamını bir gazinin hatırasında, bir öğretmenin emeğinde, annemin fedakârlığında ve kendi eğitim yolculuğumda buldum.

Bir dedem vatanı uğruna savaşarak gazi oldu. Diğer dedem, cehaletle mücadele eden genç Cumhuriyet’in öğretmenlerinden biri olarak insan yetiştirdi.

Annem, babasından devraldığı eğitim mirasını ve Cumhuriyet’in sağladığı imkânları ailesine taşıdı. Ben ise onların bıraktığı izlerin üzerinde yürüyerek bugünlere geldim.

Bu yüzden Cumhuriyet’e duyduğum minnet, bir tarihsel bağlılık değil; ailemin yaşanmışlıklarından süzülüp gelen kişisel bir vefa borcudur.

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ne kadar şükran duysak azdır.

Bize bıraktığı Cumhuriyet’i anlamak, onun değerini bilmek ve gelecek kuşaklara daha güçlü biçimde aktarmak hepimizin sorumluluğudur.

Bu 29 Ekim’de, kendi hayat hikâyemden yola çıkarak bir kez daha ifade etmek isterim ki Cumhuriyet, benim için yalnız bir yönetim biçimi değil; geçmişim, güvencem, umudum ve geleceğe olan inancımdır.

Çünkü ben Cumhuriyet’in bana ne verdiğini yaşayarak gördüm.

Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet’in 103. yılı kutlu olsun!

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Cumhuriyet’i kuranları, yaşatanları ve bu uğurda fedakârlık gösteren bütün kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.

Yaşasın Cumhuriyet!

Ne mutlu Türk’üm diyene!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

13 − eleven =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER