Bir eğitim öğretim yılını daha geride bırakırken, geleceğimizi emanet ettiğimiz evlatlarımızın yetişmesi için büyük özveriyle görev yapan öğretmenlerimizi, okul yöneticilerimizi ve eğitim çalışanlarımızı içtenlikle kutluyorum.
Eğitim nedir?
Eğitim yalnız sınıf içinde verilen derslerden ibaret değildir.
Eğitimin temel taşı; bilgiyi emekle yoğuran öğretmenlerimiz, okullarımızın görünmeyen kahramanları olan eğitim çalışanlarımız ve fedakârca görev yapan eğitim camiasıdır.
Aynı zamanda yıl boyu azimle çalışan, emek veren ve geleceğe umutla hazırlanan sevgili öğrencilerimizi de gösterdikleri gayretten dolayı tebrik ediyor, ailelerini de kutluyorum.
Ancak…
Her eğitim öğretim yılının sonunda olduğu gibi, çözüm bekleyen kronik sorunlar da gündemdeki yerini korumaktadır.
Örneklerle sıralayalım…
İlçe grupları uygulamasından vazgeçilmelidir
2025 yılının “Aile Yılı” ilan edildiği bir dönemde, eşlerin birbirinden ayrı yaşamak zorunda bırakılması kabul edilemez.
Mazeret tayini taleplerinin tamamı karşılanmalı; aile birliğinin korunması devletin temel öncelikleri arasında yer almalıdır.
İlçeler arası yer değişikliklerinde yaşanan mağduriyetler de artık görmezden gelinmemelidir.
Bu sorunların kalıcı çözümü için il ve ilçe emri uygulaması yeniden hayata geçirilmelidir.
Ayrıca ilçe grupları uygulaması öğretmenler arasında ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Onlarca kilometre uzaklıktaki ilçeleri aynı gruba alıp öğretmeni sürgün ederek eğitime katkı yapılamaz.
Bazı ilçeler arasındaki mesafeler iller arasından daha uzak olup bu durum günlük saatlerce yol anlamına gelmektedir. Yol ve yemek yardımı olmayan eğitim çalışanları için hem maddi kayıplar artmakta hem de iş motivasyonları düşmektedir.
Türk Eğitim-Sen olarak bu uygulamaya karşı hukuki mücadelemizi başlattık davamızı açtık.
Bütün bu olumsuzlukların gözden geçirilerek ilçe gruplarının yeniden düzenlenmesi haklı talebimizdir.
Öğretmenlerin mağduriyetini artıran değil, azaltan uygulamalar hayata geçirilmelidir.
Proje okullarında yandaşlığın esas alındığı uygulamalar olmamalıdır
Proje okullarına yapılan öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmelerinde uzun süredir tartışılan keyfi uygulamalar, eğitim sistemine zarar vermektedir.
Türk Eğitim-Sen olarak talebimiz nettir…
Proje okullarına öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmeleri yalnız yazılı sınav esas alınarak yapılmalıdır.
Bunun yanında tüm atamalar liyakat, kariyer, objektif ve ölçülebilir kriterlere göre gerçekleştirilmelidir.
Hem öğretmen atamalarının hem de yönetici görevlendirmelerinin bakanlığın ilgili mevzuatı ve yönetmelikleri çerçevesinde yürütülmesi, hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Ücretli öğretmenlik uygulaması eğitimin kanayan yaralarından biridir.
On binlerce öğretmenimiz atama beklerken, eğitim sisteminin ücretli öğretmen görevlendirmeleriyle ayakta tutulmaya çalışılması kabul edilemez.
Aynı işi yapan öğretmenlerin farklı özlük haklarına sahip olması, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır. İhtiyaç duyulan tüm kadrolar, kadrolu öğretmen atamalarıyla karşılanmalıdır.
Mülakat mağduriyetleri son bulmalıdır
Öğretmen atamalarında yaşanan mülakat mağduriyetleri eğitim camiasında derin yaralar açmıştır.
Ne acı ki…
Bugün binlerce öğretmenimiz, KPSS’den aldığı puanla atanabilecek kontenjan içerisinde yer almasına rağmen, mülakat sonuçları nedeniyle kontenjan dışına itilmiş ve hak ettiği atamaya kavuşamamıştır.
Bu durum yalnız bireysel mağduriyetlere yol açmamış, aynı zamanda kamu vicdanını da derinden yaralamıştır.
Emeğin, alın terinin ve yıllarca verilen mücadelenin karşılığı olan KPSS başarısının mülakatla gölgelenmesi kabul edilemez.
Hakkı olan kadroya yerleşebilecekken mülakat puanlarıyla elenen öğretmenlerimizin yaşadığı mağduriyet mutlaka giderilmeli, hak teslim edilmelidir.
Türk Eğitim-Sen olarak öğretmen atamalarında tek ölçütün liyakat, objektiflik ve yazılı sınav başarısı olması gerektiğini savunuyoruz.
Mülakat nedeniyle mağdur edilen öğretmenlerimiz için adalet duygusunu yeniden tesis edecek çözüm odaklı adımlar gecikmeden atılmalıdır.
Şu unutulmamalıdır…
Eğitim sisteminin temelinde güven ve hakkaniyet vardır; bu nedenle hak edenin hakkını aldığı bir atama sistemi artık hayata geçirilmelidir.
Okullarda şiddete karşı tavizsiz mücadele şarttır.
Son yıllarda eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Eğitim çalışanlarımızın güvenliği hiçbir şekilde tartışma konusu yapılamaz.
Türk Eğitim-Sen olarak okulların tamamının kamera sistemleriyle donatılmasını, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği verilmesini ve ihtiyaç duyulan bölgelerde okul polisi uygulamasının yeniden hayata geçirilmesini talep ediyoruz.
Çünkü…
Okul güvenliği yalnız bir eğitim meselesi değil; aynı zamanda bir güvenlik ve beka meselesidir.
Disiplin güçlendirilmeli, rehberlik hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır
Disiplin ve sınıf geçme yönetmelikleri, günümüz ihtiyaçları doğrultusunda yeniden gözden geçirilmelidir.
Eğitim ortamlarında disiplin ile öğrenci hakları arasında sağlıklı bir denge kurulmalıdır.
Bunun yanında her 100 öğrenciye en az bir rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; öğrencilerimizin akademik ve psikososyal gelişimleri daha güçlü desteklenmelidir.
Öğretmenin itibarı güçlendirilmelidir
Eğitim sisteminin başarısı, öğretmenin mesleki itibarıyla doğrudan ilişkilidir.
Net…
Öğretmenlerin otoritesi güçlendirilmeli, toplumdaki saygınlıkları artırılmalı ve mesleklerini huzur içinde icra edebilecekleri çalışma ortamları oluşturulmalıdır.
CİMER uygulaması da eğitim süreçlerini olumsuz etkilemeyecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.
Elbette denetim mekanizmaları önemlidir; ancak öğretmeni sürekli baskı altında bırakan yaklaşımlar eğitim kalitesine katkı sağlamamaktadır.
Unutulmamalıdır ki…
Çocuklarımızın eğitiminde sorumluluk yalnız öğretmenlere ait değildir. Ailelerin de eğitim sürecine aktif katılımı sağlanmalı, okul-aile iş birliği çok daha güçlü hale getirilmelidir.
Özel okul öğretmenleri hak ettikleri değeri görmelidir
Özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerimiz; düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve iş güvencesi eksikliği gibi ciddi sorunlarla karşı karşıyadır.
Öğretmenin kamu ya da özel okulda görev yapması, mesleki itibarını ve çalışma güvencesini değiştirmemelidir.
Ücret, özlük ve çalışma koşullarını iyileştirecek yasal düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir.
Eğitimde bütçe ve altyapı sorunları ertelenemez…
Eğitimde yaşanan birçok sorunun temelinde yetersiz bütçe ve fiziki altyapı eksiklikleri bulunmaktadır.
Artan öğrenci sayısına rağmen yeni okul yatırımlarının yetersiz kalması, bazı bölgelerde kalabalık sınıfların devam etmesi ve eğitim ortamlarının fiziki ihtiyaçlarının karşılanamaması ertelenmemesi gereken sorunlardır.
Ne yapılmalı?
Eğitime ayrılan kaynak artırılmalı; okul binaları, donanımlar ve eğitim ortamları çağın gereklerine uygun hale getirilmelidir.
Ayrıca;
Eğitim çalışanlarına ek zam verilmesi, Türk Eğitim-Sen’in, 2023 yılında gerçekleştirdiği ve 2026 yılında da yeniden başlattığı imza kampanyası kapsamında, ek ders ücret katsayılarının en az yüzde100 oranında artırılması, mahrumiyet bölgelerinde görev yapan öğretmenlere bölgenin derecesine göre bir ila iki asgari ücret tutarında zorunlu hizmet tazminatı ödenmesi, her eğitim-öğretim yılı başında ödenen Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneğinin, asgari ücret tutarında olacak şekilde MEB ve yükseköğretim personelinin tamamına ödenmesi de yeni eğitim-öğretim dönemi için temel taleplerimizdir.
Ve sonuç…
Yeni bir eğitim öğretim yılına hazırlanırken, eğitim çalışanlarımızın sesine kulak verilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Türk Eğitim-Sen olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da öğretmenlerimizin, eğitim çalışanlarımızın ve öğrencilerimizin haklarını kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.
Çünkü güçlü bir Türkiye’nin yolu, güçlü eğitim sisteminden; güçlü eğitim sistemi ise değer verilen öğretmenlerden, güvenli okullardan, liyakat esaslı yönetim anlayışından ve adalet duygusunun hâkim olduğu bir eğitim politikasından geçmektedir.
Fedakârca görev yapan bütün eğitim çalışanlarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum.










YORUMLAR