Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ömer Işıkoğlu
Ömer Işıkoğlu

Zorunlu hizmetin de bir karşılığı olmalı

Dün uzundu yazımız; iki bölüm halinde yazmak istedim.

İşte “peki çözüm nerede?” Başlıklı yazımızın devamı…

Bir diğer önemli sorun ise zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapan öğretmenlerimizin durumudur.

Zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapan öğretmenlerimiz, diğer meslektaşlarına göre çok daha zor şartlarda görev yapmaktadır. Bu fedakârlığın mutlaka karşılığı olmalıdır.

Bu nedenle zorunlu hizmet bölgesinde çalışan öğretmenlerimize zorunlu bölge hizmet tazminatı verilmelidir.

Bu uygulama hem öğretmenlerimizin ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmesini sağlayacak hem de zorunlu hizmet bölgelerinin cazibesini artırarak öğretmen dağılımındaki dengesizliğin giderilmesine katkı sunacaktır.

YÖK artık kalıcı çözüm üretmelidir

Üniversitelerde görev yapan idari personelimizin yer değiştirme sorunu da daha fazla ertelenmemelidir.

YÖK, üniversitelerde acilen normları belirlemeli ve idari personelin atama ve yer değişikliğini düzenleyen kapsamlı bir yönetmelik çıkarmalıdır.

Becayiş gibi sınırlı uygulamalarla yıllardır biriken sorunların çözülmesi mümkün değildir.

Üniversite idari personeli de devletimizin çalışanıdır ve onların da aileleri, eşleri, çocukları ve hayatlarını düzenleme hakları vardır.

Sendika olarak görevimizi yapıyoruz…

Sendika olarak sorunları görmezden gelmiyoruz.

Eğitim çalışanlarının yaşadığı mağduriyetleri dile getiriyor, taleplerimizi muhataplarına iletiyor ve çözüm önerilerimizi sunuyoruz.

Ancak şunu açıkça ifade etmek gerekiyor…

Sorunları tespit etmek ve çözüm önerilerini sunmak sendikaların görevidir; bu sorunları çözmek ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve YÖK’ün görevidir.

Velhasıl…

Eğitim çalışanları artık açıklama değil, sonuç bekliyor.

Öğretmen tayin dönemlerinde aynı mağduriyetleri tekrar tekrar yaşamak istemiyor.

Mazereti olan öğretmen ailesinden ayrı kalmak istemiyor.

Milli Eğitim Bakanlığındaki memur ve hizmetli arkadaşlarımız yer değiştirme hakkını etkin biçimde kullanmak istiyor.

Üniversite idari personeli yıllarca aynı yerde kalmaya mahkûm edilmek istemiyor.

Emeklilik hakkını kazanan öğretmenimiz ekonomik kaygı yaşamadan emekli olmak istiyor.

Zorunlu hizmet bölgesinde görev yapan öğretmenimiz emeğinin karşılığını görmek istiyor.

Bunların hepsi mümkündür.

Yeter ki sorunlara günübirlik değil, kalıcı ve hakkaniyetli çözümlerle yaklaşalım.

Türk ve Türkiye yüzyılı, mutlu eğitim çalışanıyla mümkündür.

Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerinden söz ediyorsak, bu hedefin merkezine insanı koymak zorundayız.

Eğitim çalışanı huzursuzsa eğitim sistemi huzurlu olamaz.

Öğretmen ailesinden ayrıysa, emeklilikten korkuyorsa, yıllarca tayin bekliyorsa, ekonomik kaygılar taşıyorsa eğitimde başarı beklemek kolay değildir.

Eğitim çalışanları mutlu ve huzurlu olursa başarı gelir.

Bu nedenle taleplerimiz açıktır:

Seyyanen zam ve ilave ek ödemeler emekliliğe yansıtılmalıdır.

Zorunlu hizmet bölgesinde çalışan öğretmenlere zorunlu bölge hizmet tazminatı verilmelidir.

Mazeret tayinlerinde norm engeli nedeniyle mağduriyet yaşayan öğretmenlere il ve ilçe emri verilmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığında görev yapan memur ve hizmetlilerin yer değiştirme sorunları çözülmelidir.

YÖK, üniversitelerde normları belirlemeli ve idari personelin atama ve yer değiştirmelerini düzenleyen yönetmeliği acilen çıkarmalıdır.

Bunlar birer ayrıcalık talebi değildir. Bunlar eğitim çalışanlarının haklı ve makul talepleridir.

Türk Eğitim-Sen olarak eğitim çalışanlarının sorunlarını gündeme taşımaya, çözüm önerilerimizi sunmaya ve sonuç alıncaya kadar takip etmeye devam edeceğiz.

Çünkü…

Sendikacılık anlayışımız yalnızca sorunları anlatmak değil; çözüm üretmek, yol göstermek ve hakkın takipçisi olmaktır.

Ve unutulmamalıdır:

Sorunları konuşmak önemlidir; ancak asıl sorumluluk çözüm üretmektir.

Eğitim çalışanı huzurluysa eğitim güçlüdür. Eğitim güçlüyse Türkiye’nin geleceği güçlüdür.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

10 + eleven =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER