Sağlık çalışanları, toplumun sağlığını korumak için gece gündüz demeden görev yapıyor.
Acil serviste, yoğun bakımda, ameliyathanede, diyaliz ünitesinde, laboratuvarda ya da servislerde çalışan binlerce sağlık emekçisi; bayramda, resmi tatilde ve gecenin en zor saatlerinde dahi görev başında oluyor.
Peki, hiç düşündük mü?
Hastaların sağlığı için büyük bir özveriyle çalışan sağlık personeli, kendi beslenme ihtiyaçlarını ne kadar karşılayabiliyor?
Bir hemşire 24 saatlik nöbetin ortasında ayakta kalmaya çalışırken, bir teknisyen gece yarısı cihaz başında görev yaparken, bir temizlik personeli hastane koridorlarında hizmet verirken yeterli ve dengeli beslenebiliyor mu?
Ne yazık ki birçok sağlık çalışanının bu soruya vereceği cevap aynı:
“Hayır.”
Bugün birçok sağlık kurumunda yemek hizmeti sunulmasına rağmen çalışanlar, özellikle nöbet dönemlerinde yemeklerin besin değeri ve çeşitliliği konusunda ciddi sorunlar yaşadıklarını ifade ediyor.
Protein açısından yetersiz menüler, karbonhidrat ağırlıklı öğünler, sınırlı sebze seçenekleri ve gece çalışanlarına uygun beslenme planlarının bulunmaması sağlık çalışanlarının en sık dile getirdiği sorunlar arasında yer alıyor.
Oysa…
Sağlık çalışanı sıradan bir çalışma düzenine sahip değildir.
12 saat, 16 saat hatta 24 saate ulaşan nöbetlerde çalışan personelin fiziksel ve zihinsel performansını koruyabilmesi için yeterli enerji alması gerekir.
Yetersiz beslenme; Dikkat dağınıklığına, yorgunluğa, tükenmişliğe, iş kazalarına, hasta güvenliğini etkileyebilecek risklere neden olabilmektedir.
Konu; yalnız yemek değildir.
Konu; sağlık hizmetinin sürdürülebilirliğidir.
Bir sağlık çalışanı kendi temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa hizmet kalitesinden söz etmek de zorlaşmaktadır.
Bugün sağlık sisteminde personel eksikliği, artan iş yükü ve tükenmişlik sıkça konuşuluyor.
Ancak çalışanların beslenme koşulları çoğu zaman gündemin dışında kalıyor.
Oysa sağlıklı beslenen çalışan daha verimli, daha dikkatli ve daha üretkendir.
Sağlık çalışanlarına sunulan yemek hizmetleri yalnızca maliyet hesabıyla değerlendirilmemelidir.
Bu hizmetler bir gider kalemi değil, insan kaynağına yapılan yatırım olarak görülmelidir.
Çünkü hastanede görev yapan her sağlık çalışanı, toplum sağlığının görünmeyen kahramanıdır.
Onların sağlığına yapılan yatırım, doğrudan vatandaşın aldığı sağlık hizmetine yansımaktadır.
Unutulmamalıdır ki;
Sağlık çalışanı açlıkla değil, hastalıkla mücadele etmek için görevdedir.
Güçlü sağlık sistemi; güçlü çalışanlarla, güçlü çalışanlar ise insanca çalışma ve beslenme koşullarıyla mümkündür.
Slogan…
“Sağlık Çalışanı Doyarsa, Sağlık Sistemi Güçlenir!”










YORUMLAR