Bazı tarihler vardır; yalnızca takvim yapraklarında yer almaz.
Bir milletin hafızasına, yüreğine ve geleceğine kazınır.
30 Ağustos da işte böyle bir tarihtir.
Bugün…
Sıradan bir gün değildir.
Bugün…
Bağımsızlığından vazgeçmeyen bir milletin tarih sahnesinde yeniden ayağa kalktığı gündür.
Bugün…
Anadolu’nun dört bir yanında yükselen “Bu vatan bizimdir” iradesinin zaferle taçlandığı gündür.
104 yıl önce bu topraklarda yalnızca bir savaş kazanılmadı…
Bir milletin geleceği yeniden yazıldı.
Yokluk vardı, imkânsızlık vardı, acı vardı.
Ama bütün bunlardan daha güçlü bir şey vardı…
Bağımsızlık inancı.
Cephede Mehmetçik vardı.
Evinde evladını bekleyen anneler vardı.
Dualarıyla cepheye güç gönderen kadınlar vardı.
Hayatlarının baharında vatan için toprağa düşen gençler vardı.
Ve bütün bu büyük mücadelenin başında, milletine güvenen bir lider vardı…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
30 Ağustos Zaferi, yalnızca askeri bir başarı değildir.
Bu zafer; Türk milletinin esareti kabul etmeyeceğinin, kendi kaderini kendi elleriyle belirleyeceğinin tarih önünde ilanıdır.
Çünkü Türk milletinin karakterinde bağımsızlık vardır.
Bu nedenle 30 Ağustos’a baktığımızda yalnız geçmişi hatırlamamalıyız.
Bugünümüzü ve yarınımızı da düşünmeliyiz.
Bize bırakılan miras…
Sadece sınırları belli bir vatan değildir.
Bize bırakılan miras…
Özgür düşünmek, bağımsız yaşamak, Cumhuriyet‘e sahip çıkmak ve geleceğimizi kendi irademizle şekillendirmektir.
Bugün gökyüzünde dalgalanan ay yıldızlı bayrağımıza baktığımızda, yalnızca bir bayrak görmeyiz.
O bayrakta bir şehidin son nefesini, bir annenin gözyaşını, bir babanın gururunu, yarım kalmış gençlikleri ve vatan uğruna yapılan tarifsiz fedakârlıkları görürüz.
Bu nedenle bayrak bizim için yalnız bir sembol değildir.
Bir emanettir.
Ve emanet, sahibine layıkıyla teslim edilmek üzere korunur.
Bugün bize düşen görev de budur.
Cumhuriyetimize, bağımsızlığımıza, vatanımıza ve milletimizin birlik ve beraberliğine sahip çıkmak…
Farklılıklarımızı ayrışma nedeni değil, zenginliğimiz olarak görmek…
Çocuklarımıza korkuların değil, umutların hâkim olduğu bir gelecek bırakmak…
Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün bizlere bıraktığı en büyük miras, yalnız kazanılmış bir zafer değil; özgür ve bağımsız yaşama iradesidir.
104 yıl sonra hâlâ aynı gökyüzünün altında, aynı bayrağın altında yaşıyorsak bunu bize bırakanlara karşı büyük sorumluluğumuz var.
Şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak…
Gazilerimizin fedakârlığını unutmamak…
Cumhuriyet’in değerlerini geleceğe taşımak…
Ve en önemlisi, bu ülkenin yarınlarına umutla bakabilmek.
Bugün bir kez daha başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu büyük mücadelede hayatını ortaya koyan tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.
Onların bize bıraktığı mirasın karşısında söylenecek söz belki de çok basit:
Ruhunuz şad olsun.
Biz buradayız. Bayrağımız göklerde, Cumhuriyetimiz ayakta.
Ve bu millet, dün olduğu gibi bugün de yarın da kendi kaderine sahip çıkacak güce sahiptir.
Çünkü…
Bazı zaferler bir günün değil, bir milletin karakterinin zaferidir.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor; gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum.
Ne mutlu Türküm diyene!













YORUMLAR