Bugün yazımı, bir babanın evladı ile nasıl mutlu olduğunun ve gurur duyduğunun o güzel karesine ayırdım.
Hepimiz söyleriz…
“Benim babam arkamda koca bir çınar, yıkılmaz bir dağdır”
Her baba zengin ya da nüfuzlu değildir; kimi çiftçi, emekçi işçi.
Amaç tektir…
Yoklukta bile son lokmasını evladına yedirmek, son kuruşunu onun için harcamaktır. Baba, evladına verdikçe mutlu olur, gönül zenginliği yaşar. Evlat da vefalıysa, böyle bir babaya minnet duyar, saygı gösterir.
İşte bahsedeceğim baba; nüfuzlu, zengin ve siyasetin güçlü isimlerinden biri…
Devlet bakanlığı yapmış, mecliste milletvekili olarak en üst makamlarda bulunmuş, sözü geçen, sevilen bir devlet adamıdır Faruk Çelik.
Geçtiğimiz günlerde maç esnasında taraftarlar, oğlu Bursaspor Başkanı Enes Çelik adına “Büyük başkan! Büyük başkan!” diye tezahürat yapıyordu. Enes Bey mütevazı kişiliğiyle ayağa kalkıp teşekkür ederken, onu izleyen Sayın Faruk Çelik’in yüzündeki o tebessüm…

İşte o tebessüm, bir babanın evladıyla duyabileceği en büyük mutluluğun, en gurur verici anın fotoğrafıydı.
Oğul Enes Çelik için de bu durum bir babaya verilebilecek en güzel hediyeydi…
“Babam, sen benim arkamda duran büyük dağ, yıkılmaz çınarımsın” der gibi göğsü kabarık, vicdanı huzurlu bir şekilde taraftarları selamlıyordu.
Diyeceğim o ki…
Konumların, makamların önemi yok. Baba ile oğul arasındaki o bağ her yerde aynı…
Birbirinden gurur duymak ve birbiriyle övünmek.
Sevgilerimle.













YORUMLAR