Bağımlılık denildiğinde aklımıza ilk olarak uyuşturucu madde, alkol, sigara, tütün ürünleri ya da kumar gelir.
Gerçekten de bunlar, bireyin sağlığını ve toplumun huzurunu tehdit eden önemli sorunlardır.
Devletimiz de bu bağımlılıklarla mücadele edebilmek için her yıl milyarlarca liralık kaynak ayırmakta, tedavi merkezlerinden rehabilitasyon programlarına kadar pek çok çalışma yürütmektedir.
Ancak eski bir söz vardır…
“Sineklerle mücadele etmek yerine bataklığı kurutmak gerekir.”
Sorunun kaynağına inmeden verilen mücadele, çoğu zaman sadece sonuçları hafifletir.
Bu nedenle çözümün temelinde, çocuklarımızın sıfır yaşından itibaren doğru eğitimle yetiştirilmesi ve sporun hayatın ayrılmaz bir parçası hâline getirilmesi yer almalıdır.
Spor; disiplini, öz güveni, sabrı, paylaşmayı ve kurallara saygıyı öğretir.
Bu da sağlıklı birey olmamızı sağlar.
Ve…
Sağlıklı bireylerden oluşan toplumlar, bağımlılıklara karşı da daha güçlü bir direnç geliştirir.
Fakat bütün bunların yanında, üzerinde yeterince konuşmadığımız başka bir bağımlılık daha vardır.
Nedir o? Siyasi bağımlılık…
Burada kastedilen, herhangi bir siyasi düşünceye sahip olmak değildir.
Demokrasi zaten farklı görüşlerin varlığıyla güçlenir.
Sorun; kişilerin doğru ile yanlışı, adalet ile haksızlığı, başarı ile başarısızlığı yalnızca desteklediği siyasi kimliğe göre değerlendirmeye başlamasıdır. İşte bu noktada bağlılık, sorgulamayan bir bağımlılığa dönüşür.
Oysa ülkemizin konuştuğu hemen her mesele; adalet, eğitim, sağlık, ekonomi, güvenlik ve sosyal hayatın birçok alanı, sonunda yasalarla şekillenmektedir.
Yasaları yapanlar ise siyaset kurumudur. Eğer vatandaşlar tercihlerini sorgulamadan, eleştirmeden ve sadece aidiyet duygusuyla yaparsa, doğru kararların ortaya çıkması da zorlaşır.
Ne der dinimiz?
Dinimiz insana zarar veren, aklı örten ve sağlıklı muhakemeyi engelleyen davranışlardan uzak durmayı öğütler.
Aynı zamanda aklı kullanmayı, düşünmeyi, araştırmayı ve hakkaniyetle hüküm vermeyi teşvik eder. Bu anlayış yalnızca bireysel hayatımız için değil, toplumsal tercihlerimiz için de yol gösterici olmalıdır.
Siyasi bağımlılıktan kurtulmanın reçetesi aslında oldukça basittir…
Aklı ve vicdanı birlikte kullanmak.
Kim söylüyor diye değil, ne söylüyor diye bakabilmek. Kişilere değil ilkelere bağlı kalabilmek. Yanlışı, kim yaparsa yapsın yanlış; doğruyu da kim yaparsa yapsın doğru diyebilmektir.
Unutmamak gerekir ki…
Güçlü demokrasiler; körü körüne bağlı bireylerle değil, sorgulayan, araştıran ve bilinçli vatandaşlarla ayakta kalır.
Çünkü…
Doğru tercihler, doğru yönetimleri; doğru yönetimler ise daha adil, daha güçlü ve daha müreffeh bir ülkeyi beraberinde getirir.
Belki de bugün mücadele etmemiz gereken en önemli bağımlılık; aklımızı bir başkasına teslim etmektir.
Çünkü…
Özgür iradenin yerini bağımlılık aldığında, sadece birey değil, toplum da kaybetmeye başlar.










YORUMLAR