Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sabit Karabayır
Sabit Karabayır

Sağlık çalışanının emeği parçalanamaz

Sağlık çalışanının alın teri bordronun dipnotu değil, ücretin kendisi olmalıdır.

Sağlık hizmeti, ertesi güne ertelenebilen bir kamu hizmeti değildir.

Gece yarısı bir hastanın başında olan hemşire için mesai bitmiştir denilemez.

Acil serviste çalışan sağlık çalışanı, yoğun bakım, diyaliz hemşiresi, ebe, tekniker, teknisyen ve diğer sağlık emekçileri; hastanenin gelir durumuna, döner sermayenin performansına ya da ay sonunda ortaya çıkacak ek ödeme miktarına bakmadan görevini yapmak zorundadır.

İşte bu nedenle sağlık çalışanlarının ücret sistemi yeniden ele alınmalıdır.

Maaş neden bu kadar parçalı?

Bugün kamu çalışanlarının temel mali hakları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu başta olmak üzere farklı mevzuat düzenlemeleriyle belirlenirken, sağlık çalışanlarının gelirinde ayrıca ek ödeme mekanizması da önemli bir yer tutmaktadır.

Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği, sağlık tesislerindeki ek ödeme sisteminin temel düzenlemelerinden biridir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ise maaş hesabında kullanılan katsayıları dönemsel olarak yayımlamaktadır.

Bütün bunlar bize şunu gösteriyor…

Sağlık çalışanının geliri tek ve sade bir ücret yapısından oluşmamaktadır.

Bizim itirazımız tam da buradadır.

Sağlık çalışanı hastane gelirine göre ücretlendirilmemelidir

Bir hemşirenin emeğinin değeri, çalıştığı hastanenin o ayki gelirinden bağımsızdır.

Bir diyaliz hemşiresi hastasına yıllarca aynı dikkat ve sorumlulukla hizmet verir.

Bir yoğun bakım hemşiresi, gece boyunca bir hastanın yaşam mücadelesinin tam ortasındadır.

Bir acil servis çalışanı, karşısına çıkan her hastanın hayatından sorumluluk duyar.

Bu emeğin karşılığı neden bu kadar çok değişkene bağlı olsun?

Sağlık çalışanı, hastane para kazandığında değil; hasta geldiği anda değer üretmektedir.

Bu nedenle sağlık çalışanlarının temel ücretinin güçlendirilmesi artık bir tercih değil, çalışma barışının gereğidir.

Bizim talebimiz “sadece zam” değildir

Sendika olarak talebimiz yalnız bugünkü net maaşın artırılması değildir.

Biz daha adil ve sürdürülebilir bir ücret sistemi istiyoruz.

Temel maaş güçlü olmalıdır.

Ek ödemeler sadeleştirilmelidir.

Çalışma koşullarının ağırlığı ayrıca karşılanmalıdır.

Nöbet, gece çalışması, riskli birim ve özellikli görevler gerçek anlamda ücretlendirilmelidir.

Çalışanın elde ettiği gelirin mümkün olan en büyük bölümü emekliliğe yansıyan, güvenli ve kalıcı bir ücret haline getirilmelidir.

Tek kalem maaş neden gerekli?

“Tek kalem maaş” derken kastımız, bordroda hiçbir şekilde farklı ödeme kaleminin bulunmaması değildir.

İstediğimiz…

Çalışanın gelirinin ana gövdesinin temel, sabit, öngörülebilir ve emeklilik hakkına daha güçlü şekilde yansıyan bir ücret haline getirilmesidir.

Teşvik ve performans gibi unsurlar varsa bunlar temel maaşın yerine geçmemelidir.

Çünkü performans ödemesi çalışanın hayatını planlayabileceği bir gelir değildir.

Çalışanın temel ihtiyacı ise değişmez:

Güvenli ve öngörülebilir bir gelir.

Aynı hastanede çalışanlar arasında ücret adaleti sağlanmalıdır

Sağlık hizmetinin bütün parçaları birbirine bağlıdır.

Ameliyathane olmadan servis çalışmaz. Servis olmadan yoğun bakım çalışmaz. Laboratuvar olmadan hekim tanı koyamaz. Diyaliz çalışanı olmadan diyaliz hastasının tedavisi sürdürülemez. Temizlik personeli olmadan hastane güvenli değildir. Teknik personel olmadan cihazlar çalışmaz.

Dolayısıyla sağlık hizmetinin hiçbir çalışanını diğerinden bağımsız düşünemeyiz.

Biz sağlık çalışanlarının tamamını kapsayan, görev ve sorumluluğu esas alan, adil bir ücret sistemi istiyoruz.

2026-2027 dönemi bize yeni bir fırsat sunuyor…

2026 ve 2027 yıllarını kapsayan 8. Dönem Toplu Sözleşme yürürlüktedir.

Bu dönem yalnız yeni zam oranlarının konuşulduğu bir dönem olmamalıdır.

Asıl konuşmamız gereken soru şudur:

“Sağlık çalışanının ücret sistemi nasıl daha adil hale getirilecek?”

Artık günü kurtaran düzenlemeler yerine uzun vadeli ücret reformuna ihtiyacımız vardır.

Bizim kırmızıçizgimiz nettir…

Sağlık çalışanı “Bu ay ne kadar ek ödeme alacağım?” “Çalıştığım birimde teşvik ne olacak?” “Döner sermaye ne kadar çıkacak?” “Emekli olduğumda bu gelirin ne kadarı benimle gelecek?” Sorularıyla yaşamak zorunda bırakılmamalıdır.

Bir kamu çalışanı, ailesinin geleceğini planlayabilmelidir.

Ücret sistemi çalışanı belirsizliğe değil, güvene taşımalıdır.

Sağlık çalışanının emeği görünür hale gelmelidir

Biz artık sağlık çalışanının emeğinin bordrodaki küçük kalemlere sıkıştırılmasını istemiyoruz.

Hemşirenin, ebenin, teknikerin, diyaliz çalışanının, yoğun bakım çalışanının sorumluluğu büyüktür.

Ve bu sorumluluğun karşılığı yalnız “ek ödeme” adı altında verilmemelidir.

Emek maaşın kendisi olmalıdır.

Sağlık çalışanları yıllardır fedakârlık yapıyor.

Pandemide, depremde, afetlerde, gece nöbetinde, bayramda, hafta sonunda yaptı.

Artık sıra sağlık çalışanının emeğinin karşılığını güvence altına almaya gelmiştir.

Talebimiz nettir…

Parçalı ücret değil, güçlü temel maaş. Belirsizlik değil, öngörülebilir gelir. Sadece çalışırken değil, emeklilikte de insanca yaşam. Birimler arasında adaletsizlik değil, emeğe ve sorumluluğa dayalı ücret.

Ve en önemlisi:

Sağlık çalışanının emeği ek ödeme değil, maaşın kendisi olmalıdır.

Son söz…

Sağlık çalışanlarının maaş sistemi yeniden düzenlenmeli; temel ücret güçlendirilmeli ve çalışanların gelirinde “tek kalem maaş” anlayışı esas alınmalıdır

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five × five =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER