Şunu ne yazabiliriz…
Mekke anlaşması Türkiye için yeni bir stratejik dönemin kapısını aralıyor.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, yalnız askeri ve güvenlik başlıklarıyla değerlendirilmemeli.
Ortadoğu’da savaş ve güvenlik risklerinin arttığı bir dönemde bu anlaşma, Türkiye’nin Körfez, Asya ve Avrupa arasındaki stratejik konumunu daha da güçlendirebilecek bir gelişme olarak görülmeli.
Özellikle…
Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de yaşanan güvenlik sorunları deniz taşımacılığında rota, süre, navlun ve sigorta maliyetlerini artırırken, Türkiye üzerinden geçen kara, demir yolu ve intermodal koridorların önemini yeniden gündeme getiriyor.
Türkiye için mesele artık yalnız lojistik güzergâh olmak değil, bölgedeki güvenli ticaretin merkezi haline gelmek.
Tartışmasız çok önemli.
Bu tablo, lojistik sektörünün yanı sıra Türkiye ekonomisi açısından da önemli fırsatlar barındırıyor.
Körfez ülkelerinden Avrupa’ya ulaşacak yüklerin Türkiye üzerinden taşınması; limanlarımızın, demiryollarımızın ve karayolu altyapımızın daha etkin kullanılmasını sağlayabilir.
Başka…
Bunun yanında savunma sanayii, müteahhitlik, makine, otomotiv yan sanayi, tekstil ve gıda gibi sektörlerde Suudi Arabistan ve Körfez pazarlarıyla ticaretin büyümesi mümkün.
Savunma alanındaki iş birliğinin ekonomik karşılığı ise yalnız silah ihracatıyla sınırlı kalmayacak; teknoloji, bakım, üretim ve uzun vadeli ortak projeler açısından da yeni kapılar açabilecektir.
Fırsatların yanında ciddi riskler bulunuyor mu?
Evet.
Nedir?
Bölgedeki savaşın uzaması, petrol ve enerji fiyatlarında yükselişin yanı sıra yakıt, navlun ve savaş riski sigortası maliyetlerini artırabilir.
Bunun lojistik sektöründeki zincirleme etkisi açıktır.
Petrol yükselir, mazot maliyeti artar; taşıma maliyeti yükselir, navlun artar; bunun sonucunda ihracatçının maliyeti ve enflasyon baskısı büyür.
Dolayısıyla Türkiye’nin bölgesel gelişmelere yaklaşımı, yalnız güvenlik perspektifiyle değil, enerji ve tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği açısından da ele alınmalıdır.
Şu unutulmamalı…
Anlaşmanın savaşı tek başına sona erdirmeyeceği.
Türkiye’nin önündeki asıl stratejik hedef ise savaşın tarafı olmak değil, güvenli ticaret ve lojistik koridorlarının merkezi olmak olmalıdır.
Bu hedef gerçekleştirilebilirse Bursa gibi güçlü sanayi şehirleri de sürecin önemli kazananlarından biri olabilir.
Bursa’nın otomotiv, makine, tekstil, gıda ve yan sanayi üretimi; İstanbul ve Marmara limanları üzerinden Körfez pazarlarına daha hızlı ve güvenli şekilde ulaştırılabilir.
Türkiye; Avrupa ile Körfez arasında güvenilir bir ticaret köprüsü kurabildiği ölçüde, bölgesel krizleri ekonomik avantaja dönüştürebilir.
Mekke Anlaşması bu anlamda Türkiye için doğrudan bir ekonomik kazançtan çok, doğru politikalarla lojistikten savunma sanayiine, enerjiden ticarete kadar uzanabilecek yeni bir stratejik fırsat alanının başlangıcıdır.













YORUMLAR