Kanunlarda net bir tanımı ve caydırıcı özel cezai yaptırımları olmamakla birlikte, mobbing, (psikolojik taciz)
bir veya birkaç kişinin, başka bir kişiye karşı sistematik, kasıtlı ve sürekli biçimde uyguladığı düşmanca, etik dışı iletişim ve davranışlar bütünüdür.
İş yerinde personelde adaletsizlik algısını artıran, iş hayatında bireyin huzurunu, mesleki saygınlığını hedef alan sistematik baskı süreci mobbing günümüz çalışma hayatının acil çözüm bekleyen sorunlarından birisidir.
Katı hiyerarşik yapıların ve bürokratik mekanizmaların egemen olduğu kamu kurumlarında genellikle liyakatsiz görevlendirmeler, haksız disiplin soruşturmaları ve görev dağılımında eşitsizlik şeklinde kendini gösteren mobbing, kamu çalışanlarının verimliliğini ve yaşam kalitesini ciddi şekilde tehdit etmektedir.
Bir eylemin mobbing olarak değerlendirebilmesi için; davranışların en az 6 ay boyunca, haftada bir tekrarlanması, yani süreklilik arz etmesi, mağduru yıldırma, pasifize etme, yalnızlaştırma veya istifaya/emekliliğe zorlama amacı gütmesi, başka bir ifade ile kasıt olması, rastgele ya da anlık tartışmalardan ziyade planlı baskı stratejisine dayanması gerekmektedir.
Kamu da mobbing genellikle idari yetkilerin kötüye kullanılması ve hiyerarşik gücün baskı unsuruna dönüştürülmesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Konuyu bira açmamız gerekirse…
Memurun görev tanımına uymayan, pasif ya da yetki/uzmanlık alanı dışında görevlendirilmesi, daha açık anlatımla geçici görevlendirme adı altında sürgün edilmesi,
Kamu çalışanının kurumsal bilgi ve mevzuat akışından tecrit edilerek toplantılara çağrılmaması, masasının yerinin değiştirilmesi, performans ve sicil notlarının objektiflikten uzak cezalandırma aracı olarak düşük verilmesi, memurun tek başına üstesinden gelemeyeceği kadar aşırı iş verilmesi ya da hiç iş vermeyerek kendisinin gereksiz hissettirilmesi, yaygın olarak yaşanmaktadır.
Bugün mobbinge maruz kalan kamu çalışanları arasında yaygın olarak, yüksek stres, anksiyete, tükenmişlik sendromu ve depresyon, uyku bozuklukları, psikosomatik rahatsızlıklar, (mide/bağırsak sorunları, kronik ağrılar) mesleki özgüven kaybı ve değersizlik hissi yaşanmaktadır.
Mobbing eylemlerinin genellikle şifahi veya ima yoluyla yapılması, şikâyet mercilerinin (üst amirlerin) genellikle mobbing uygulayan tarafla aynı hiyerarşik yapıda bulunması veya tarafsız davranamaması mobbingin ispatı noktasında karşımıza çıkan en büyük engellerdendir.
Kamu çalışanlarının çalışma barışının ve adaletin sağlanması adına bu konunun çözümü noktasında talepleri net.
Kamu çalışanları…
Tarafsız çalışabilen, amir baskısından uzak, doğrudan ve gizlilik esasına göre başvurulabilecek kurulların oluşturulmasını, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili mevzuatta mobbingin açık, tereddüde yer bırakmayacak şekilde tanımlanması ve yaptırımlarının netleştirilmesini, görevde yükselme, atanma ve değerlendirme süreçlerinde objektif kriterlerin uygulanması; mülakat ve takdir yetkisinin keyfiliğe izin vermeyecek şekilde sınırlandırılmasını, şikâyette bulunan memurun süreç boyunca soruşturma baskısına veya misilleme niteliğinde ceza/sürgün uygulamalarına karşı korunmasını, mağdur memurlara idare tarafından ücretsiz psikolojik danışmanlık ve hukuki rehberlik imkânı sunulmasını talep etmektedirler.
Peki, çözüm nedir?
Kamuda çalışma barışını tesis etmek ve mobbing ile etkin mücadele edebilmek için atılması gereken somut adımları özetleyecek olursak; ilgili kanun ve mevzuatta mobbing suç sayılmalı; mobbing uyguladığı yargı kararıyla veya disiplin soruşturmasıyla tescillenen idarecilere rücu mekanizmaları ve cezai yaptırımlar kararlılıkla uygulanabilmelidir.
Her kurum bünyesinde veya bakanlıklar düzeyinde, sendika temsilcilerinin ve bağımsız uzmanların yer aldığı, idareden bağımsız karar alabilen mobbing inceleme kurulları kurulmalıdır.
Yönetici kademelerine yönelik iletişim, liderlik, kamu etiği ve mobbing farkındalık eğitimleri zorunlu hale getirilmelidir.
Görev tanımları netleştirilmeli, iş dağılımları ve performans değerlendirmeleri şeffaf dijital sistemler üzerinden izlenebilir hale getirilmelidir.
Kamuda mobbing ile mücadele, yalnız bireysel bir hak arayışı değil, kamusal hizmetlerin kalitesini ve devlet kademesinin güvenilirliğini doğrudan etkileyen bir sistem meselesidir. Adil, liyakate dayalı ve insan onuruna yaraşır bir çalışma ortamı, hem çalışanların sağlığı hem de kamu hizmetlerinin etkinliği için vazgeçilmez bir gerekliliktir.
Kalın sağlıcakla…













YORUMLAR