Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ömer Işıkoğlu
Ömer Işıkoğlu

Enflasyon karşısında erimeyen maaş mümkün mü?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı temmuz ayı enflasyon verileri, kamu çalışanları ve emeklilerimizin yaşadığı ekonomik tabloyu bir kez daha ortaya koymuştur.

Temmuz ayında enflasyonun yüzde 1,78, yıllık enflasyonun ise yüzde 31,75 olarak gerçekleşmesi, maaş artışlarının enflasyon karşısında ne kadar kısa sürede etkisini kaybettiğini açıkça göstermektedir.

2026 yılının ikinci altı ayı için kamu görevlileri ve emeklilerine yapılan yüzde 7 oranındaki maaş artışı, temmuz ayı enflasyonuyla birlikte daha ilk ayda 2 puan erimiştir. Bu durum, kamu çalışanları ve emeklilerimizin alım gücünün korunamadığını bir kez daha ortaya koymaktadır.

Ne yazık ki bu tabloya yabancı değiliz.

Yıllardır her toplu sözleşme döneminde maaşlara yapılan artışlar, takip eden aylarda gerçekleşen enflasyon karşısında hızla etkisini kaybetmektedir.

Daha zamlı maaşlar çalışanların cebine girmeden, hayat pahalılığı karşısında değerini yitirmektedir.

Oysa maaş artışlarının amacı yalnızca enflasyonun gerisinde kalmamak değildir.

Esas amaç; kamu görevlilerinin refahını artırmak, milli gelirden hak ettikleri payı almalarını sağlamak ve alım güçlerini yükseltmektir.

Ne olmalı?

Ücret politikaları, çalışanların geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak anlayışla şekillendirilmelidir.

Yıllık enflasyonun hâlâ yüzde 31,75 seviyesinde bulunması, enflasyondaki düşüşün beklenen hızda gerçekleşmediğini göstermektedir.

Fiyat artışlarının vatandaşlarımız üzerindeki baskısı devam etmektedir.

Gıda, kira, ulaşım ve temel ihtiyaç harcamalarındaki artış, maaş zamlarını kısa sürede etkisiz hâle getirmekte; kamu çalışanları ve emeklilerimizin alım gücü her geçen ay biraz daha azalmaktadır.

Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen olarak yıllardır dile getirdiğimiz önemli bir gerçeğin altını bir kez daha çiziyoruz.

Enflasyon farkı bir zam değildir.

Enflasyon farkı, yalnızca yaşanan kaybın gecikmeli ve eksik biçimde telafi edilmesidir.

Çalışanların refahını artırmayan, sadece kayıplarını karşılamaya çalışan bir ücret politikası ne adildir ne de sürdürülebilirdir.

Artık maaş politikalarında yeni bir anlayışın benimsenmesi kaçınılmaz hâle gelmiştir.

Enflasyon farkının yanı sıra kamu görevlileri ve emeklilerine ek zam verilmesi, refah payının maaşlara yansıtılması ve alım gücünü kalıcı biçimde koruyacak eşel mobil benzeri bir ücret güncelleme sisteminin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Bu düzenlemeler, çalışanlarımızın ekonomik şartlar karşısında sürekli geriye düşmesini engelleyecek önemli adımlar olacaktır.

Aksi hâlde her maaş artışı daha ilk aydan erimeye devam edecek, kamu çalışanları ve emeklilerimiz enflasyon karşısında her geçen gün biraz daha geriye düşecektir.

Bu tablo, yalnız çalışanlarımızın yaşam standardını değil, kamu hizmetlerinin verimliliğini ve toplumsal refahı da olumsuz etkilemektedir.

Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen olarak, kamu görevlileri ve emeklilerimizin refah içinde yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine kavuşmaları, milli gelirden hak ettikleri payı almaları ve insanca yaşayabilecekleri bir ücret düzenine ulaşmaları için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Çünkü…

Güçlü bir kamu hizmeti, ekonomik kaygılardan uzak, geleceğe güvenle bakabilen kamu çalışanlarıyla mümkündür.

Sorunları konuşmak önemlidir; ancak asıl sorumluluk çözüm üretmektir.

Türk Eğitim-Sen olarak aklın, hukukun, liyakatin ve sosyal adaletin rehberliğinde; kamu görevlileri ve emeklilerimizin haklarını koruyan, geliştiren ve refahtan hak ettikleri payı almalarını sağlayacak her mücadelenin kararlılıkla takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Çünkü bizim sendikacılık anlayışımız, yalnızca eleştiren değil; çözüm üreten, yol gösteren ve sonuç alan bir anlayıştır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

14 − 12 =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER