‘Dünya İnsani Yardım Günü’nde vicdanımıza düşen görev…
Dünyanın bir köşesinde bir çocuk aç uyurken, başka yerde bir anne evladını kaybetmenin acısını yaşarken, bir başka coğrafyada insanlar savaşın, yoksulluğun ya da doğal afetin ağır yükü altında hayata tutunmaya çalışıyor.
Ya biz?
Çoğu zaman kendi hayatımızın telaşı içerisinde bu acıları uzaktan izliyoruz.
Oysa insanlık, yalnızca kendi hayatımıza dokunan meselelerden ibaret değildir.
İnsan olmak; hiç tanımadığımız bir insanın acısını da yüreğimizde hissedebilmektir.
‘Dünya İnsani Yardım Günü’, bize tam olarak bunu hatırlatıyor.
İnsani yardım; yalnız ihtiyaç sahibine yiyecek, giyecek veya maddi destek ulaştırmak değildir.
Bazen bir yarayı sarmak, bazen bir çocuğun yüzünü güldürmek, bazen de çaresiz bir insana “Yalnız değilsin” diyebilmektir.
Ancak yardımın da bir ahlakı vardır.
Nedir o?
Yardım ederken insan onurunu korumak zorundayız.
İhtiyaç sahibini rencide etmeden, onu küçümsemeden, ayrım yapmadan ve kişisel haklarına saygı göstererek hareket etmek gerek.
Çünkü gerçek yardım, yardım alan kişinin onurunu zedelemeyen yardımdır.
Bir başka önemli sorumluluğumuz ise kanunlara ve hukukun temel ilkelerine bağlı kalmaktır.
İyi niyetle yapılan bir davranış başkasının hakkını ihlal etmemelidir.
İnsani yardım faaliyetleri; ilgili mevzuata, insan haklarına, kamu düzenine ve güvenlik kurallarına uygun şekilde yürütülmelidir.
Çünkü iyilik yapmak ile doğru olanı yapmak aynı zamanda buluşmalıdır.
Afetlerde bunun en güzel örneklerini görüyoruz…
Depremlerde, sel felaketlerinde, yangınlarda ve diğer krizlerde insanlar hiçbir karşılık beklemeden birbirlerinin yardımına koşuyor.
Sağlık çalışanları, arama-kurtarma ekipleri, güvenlik güçleri, kamu görevlileri, gönüllüler ve sivil toplum kuruluşları aynı amaç etrafında birleşiyor:
İnsanı yaşatmak.
Sağlık çalışanlarının görevi ise bu dayanışmanın en ağır sorumluluklarından birini taşımaktır.
Çünkü sağlık hizmetinde insanın kim olduğundan önce insan olduğu gelir. Bir acil serviste, bir ambulansın içinde, bir afet bölgesinde veya bir hastane koridorunda verilen her mücadele aslında insan hayatının ne kadar kıymetli olduğunu bize bir kez daha hatırlatır.
Bugün belki yardıma ihtiyacı olan biz değiliz. Ancak hayatın ne getireceğini kim bilebilir?
Bugün uzattığımız el, yarın hiç beklemediğimiz bir anda bize uzanan el olabilir.
Bu nedenle çocuklarımıza sadece başarılı olmayı değil, duyarlı olmayı da öğretmeliyiz.
Sadece haklarımızı değil, sorumluluklarımızı da bilmeliyiz.
Sadece yardım istemeyi değil, ihtiyaç duyana yardım etmeyi de öğrenmeliyiz.
Ve en önemlisi, iyiliği gösterişten uzaklaştırıp hayatımızın doğal bir parçası hâline getirmeliyiz.
Çünkü insanlık; makamla, parayla veya güçle ölçülmez.
İnsanlık, güçsüzün yanında durduğumuzda ortaya çıkar.
Bir insanın elinden tutmak…
Bir yarayı sarmak…
Bir çocuğa umut olmak…
Bir yaşlının yükünü hafifletmek…
Bir afetzedenin yanında olmak.
Bunların her biri dünyayı biraz daha güzelleştiren adımlardır.
‘Dünya İnsani Yardım Günü’ vesilesiyle hepimize düşen görev; daha duyarlı, daha sorumlu ve daha dayanışmacı bir toplum için çaba göstermektir.
Kanunlara uyarak, insan haklarına saygı göstererek ve insan onurunu her şeyin üzerinde tutarak iyiliği çoğaltalım.
Çünkü bazen bir yardım paketi değil, bir umut taşırız.
Bazen bir cümle değil, bir insanın yeniden hayata tutunmasını sağlarız.
Ve bazen sadece uzattığımız bir el, bir insanın bütün dünyasını değiştirebilir.
Unutmayalım:
İnsana yapılan yatırım, geleceğe bırakılan en değerli mirastır.
Dünya İnsani Yardım Günü kutlu olsun.
İyiliğin, dayanışmanın ve insanlığın çoğaldığı bir dünya dileğiyle.













YORUMLAR