Yeni eğitim-öğretim yılı başlıyor…
14 Eylül’de öğrencilerimiz öğretmenleri ve okullarıyla yeniden buluşacak, sınıflar yeniden dolacak, koridorlarda öğrenci sesleri yankılanacak, öğretmenlerimiz öğrencileriyle buluşmanın heyecanını yaşayacak.
Ancak eğitim-öğretim yılı başlamadan önce çözülmesi gereken önemli sorunlar hâlâ gündemde.
Eğitim çalışanlarımız yeni döneme sorunlarla değil, huzur ve güven içerisinde başlamak istiyor.
Bunun için Millî Eğitim Bakanlığımızın önünde çözüm bekleyen önemli başlıklar bulunmaktadır.
Mazereti var, tayini yok!
Mazeret tayini isteyen ancak kontenjan yetersizliği nedeniyle tayini gerçekleşmeyen öğretmenlerimiz, şimdi ilçe emri bekliyor.
Eşinden, çocuğundan veya ailesinden ayrı kalmak zorunda kalan öğretmenlerimizin yaşadığı mağduriyet daha fazla uzatılmamalıdır.
Aile birliği, yalnızca bir tayin meselesi değildir. Aile birliği temel bir haktır.
Tercihlerine yerleşemeyen veya norm bulunmadığı için yeterli tercih yapamayan meslektaşlarımız ikinci il dışı tayin hakkı bekliyor.
Eylül ayı itibarıyla üç yılını dolduran ve sözleşmeliden kadroya geçen öğretmenlerimiz de mazeret tayini hakkının verilmesini bekliyor.
Görevini fedakârca yapan, öğrencilerine emek veren öğretmenlerimizin ailevi ve sosyal şartları da dikkate alınmalıdır.
Norm fazlası öğretmenler tedirgin.
Yapılan norm güncellemeleri nedeniyle norm fazlası durumuna düşen öğretmenlerimiz de yeni eğitim-öğretim yılına tedirgin giriyor.
Bir öğretmenin görev yaptığı okulda norm değişikliği nedeniyle bir anda norm fazlası hâline gelmesi, yalnızca bir kadro problemi değildir.
Bu durum…
Öğretmenin geleceğine, aile düzenine ve çalışma huzuruna doğrudan etki etmektedir.
Norm fazlası öğretmenlerimizin sorunları kalıcı ve hakkaniyetli bir anlayışla çözülmelidir.
Öğretmenlerimizin her eğitim-öğretim yılı öncesinde “Acaba bu yıl nerede görev yapacağım?” endişesi yaşamasının önüne geçilmelidir.
Bir başka önemli başlık ise okul güvenliğidir.
Okullar çocuklarımızın zamanlarının önemli bölümünü geçirdiği, öğretmenlerimizin görev yaptığı güvenli alanlar olmak zorundadır.
Öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin ve diğer eğitim çalışanlarımızın can güvenliği konusunda hiçbir ihmale yer olmamalıdır.
Okullar açılmadan önce güvenlik tedbirleri gözden geçirilmeli, eksiklikler tespit edilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.
Çünkü eğitim yalnızca derslik, kitap ve müfredattan ibaret değildir.
Şu unutulmamalı…
Güvenli okul olmadan sağlıklı eğitim olmaz.
Millî Eğitim Bakanlığımızdan beklentimiz açıktır…
Eğitim-öğretim yılı başlamadan önce bu sorunlara kalıcı ve hakkaniyetli çözümler üretilmelidir.
Eğitim çalışanlarımız yeni döneme kaygıyla değil, umutla başlamalı, öğretmenimiz ailesinden ayrı kalma endişesi yaşamamalı, tayin bekleyen öğretmenimiz yeni eğitim dönemini belirsizlik içerisinde karşılamamalı, norm fazlası öğretmenimiz geleceğinden endişe etmemeli, okullarımız öğrencilerimiz ve eğitim çalışanlarımız için güvenli alanlar olmalıdır.
Çünkü eğitimde başarı sadece müfredatla, sınavlarla veya ders kitaplarıyla sağlanamaz.
Eğitim çalışanının huzuru, eğitim sisteminin başarısının temel şartlarından biridir.
Bunu çok net ifade ediyoruz…
Mutlu ve huzurlu öğretmen, başarılı öğrenci demektir.
Başarılı öğrenci, sağlıklı eğitim demektir.
Sağlıklı eğitim ise gelişen ve güçlenen Türkiye demektir.
Bu zincirin ilk halkasını güçlendirmeden sonuca ulaşamayız.
Türk Eğitim-Sen çözümün paydaşıdır
Türk Eğitim-Sen olarak eğitim çalışanlarının sorunlarını biliyor, sahadan gelen talepleri takip ediyor ve çözüm önerilerimizi ortaya koyuyoruz.
Beklentimiz yalnız sorunların dinlenmesi değildir.
Sorunların ötelenmesini değil, bir an önce çözüme kavuşturulmasını istiyoruz.
Millî Eğitim Bakanlığımızın paydaşı olarak çözümün bir parçası olmaya, üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız.
Eğitim çalışanlarının sesini duyurmak, haklı taleplerini muhataplarına iletmek ve çözüm gerçekleşinceye kadar takipçisi olmak bizim sendikal anlayışımızın gereğidir.
Artık eğitim çalışanlarımız yeni eğitim-öğretim yılına yeni sorunlarla değil, çözülmüş sorunlarla başlamak istiyor.
Çünkü eğitim çalışanı huzurluysa eğitim güçlüdür.
Eğitim güçlüyse Türkiye’nin geleceği güçlüdür.
Sorunları konuşmak önemlidir; ancak asıl sorumluluk çözüm üretmektir.
Türk Eğitim-Sen olarak çalışan, üreten, çözüm öneren ve yol gösteren sendikal anlayışımızla eğitim çalışanlarının haklı taleplerinin takipçisi olmaya devam edeceğiz.













YORUMLAR