5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihi kamu görevlilerinin sosyal güvenlik hakları açısından önemli bir dönüm noktasıdır.
1 Ekim 2008 tarihinden önce işe giren memurlar 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa, sonrasında işe giren memurlar ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4/1-c maddesine tabi tutulmaktadırlar.
Bu durum emekli aylığı ve ikramiyesinin hesaplamasında belirgin farkları da beraberinde getirmektedir.
Emekli aylığı nasıl hesaplanır?
1 Ekim 2008 sonrası göreve başlayan memurların emekli aylığı, aynı işçi (4/a) ve Bağ-Kur (4/b) kapsamında çalışanlar da olduğu gibi çalışma süresi boyunca ödenen primlerin ortalamasının alınması esasına dayanır.
Emekli aylığı = ortalama aylık kazanç x aylık bağlama oranı (abo)
Ortalama aylık kazanç tespit edilirken; önce memurun her yıla ait Prime Esas Kazancı belirlenir. Sonra geçmiş yıllara ait bu kazançlar, emeklilik tarihine kadar geçen süre için enflasyon (TÜFE) ve gelişme hızı (büyüme oranı) ile güncellenir. Güncellenen kazanç, toplam prim ödeme gün sayısına bölünerek 30 ile çarpılır ve ortalama aylık kazanç bulunur.
Aylık bağlama oranı (ABO) ise;
5510 sayılı kanun gereğince, Aylık Bağlama Oranı her bir yıllık (360 gün) prim ödemesi için yüzde 2 olarak uygulanır.
Örnek verecek olursak;
25 yıl (9000 gün) hizmeti olan bir memurun ABO’su 25 x yüzde 2 = yüzde 50’dir.
Fakat 1 Ekim 2008 öncesi işe giren bir memurun 25 yıl hizmet karşılığı ABO’su yüzde 75’tir. 25 yılı aşan her yıl için bu oran yüzde 1 artar.
Oluşan bu fark sebebiyle, aynı unvan ve çalışma süresine sahip iki memurdan 1 Ekim 2008 sonrası işe giren, öncesinde işe girene kıyasla daha düşük emekli aylığı alacaktır.
Ayrıca 1 Ekim 2008 öncesi işe girenlerde 5434 sayılı kanunla tanımlanmış “taban aylık” mantığı vardır. Bu sebeple memurun maaşı kanunla belirlenen sınırın altına düşemez.
Lakin…
1 Ekim 2008 sonrasında işe girenlerde emekli aylığı yatan primlerin toplamı üzerinden bağlandığı için, prim matrahı düşük olan memurların hesaplanacak kök aylıkları da ne yazı ki düşük çıkacaktır.
Emekli İkramiyesine gelecek olursak; 1 Ekim 2008 sonrası göreve başlayan memurların emekli ikramiyesinin hesabı ve ödenmesinde 5510 sayılı kanunun Ek 82. Maddesine atıfla 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanun hükümleri uygulanır.
Emekli ikramiyesi = Emekli keseneğine esas unsur toplamı x hizmet yılı
1 Ekim 2008 sonrası işe giren memurların ikramiye matrahı hesaplanırken, emekliliğe esas derece ve kademesine denk gelen;
Gösterge Aylığı- Ek Gösterge Aylığı- Taban Aylık ve Kıdem Aylığı- Özel Hizmet Tazminatı / Mahrumiyet Tazminat Oranı dikkate alınır.
Bu oranlar üzerinden bulunan toplam tutar, memur katsayısı ile çarpılarak bir yıllık ikramiye tutarı bulunur. Çıkan tutar tam hizmet yılı ile çarpılarak toplam ikramiye hesaplanır.
Artık aylar hizmet yılı hesabında dikkate alınmaz.
Yani 29 yıl 7 ay hizmetiniz var ise, 29 yıl üzerinden ikramiye alırsınız. Artan 7 ay ikramiye hesabında dikkate alınmaz.
Şunu da hatırlatmakta fayda var…
Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karar neticesinde, ikramiye ödemelerinde 30 yıl sınırı kaldırıldığından memurlar kaç yıl çalışmışlarsa o süre üzerinden ikramiyelerini alabiliyorlar.
1 Ekim 2008 öncesi ve sonrası işe girenlerde 25 yıl, yani 9 bin prim günü aranmakla birlikte, 1 Ekim 2008 öncesi işe başlayanlarda, işe başlama tarihine göre kademeli olarak (kadınlarda 48 – 58, erkeklerde 51 – 60) yaş şartı aranırken, 1 Ekim 2008 sonrası işe başlayanlarda emeklilik yaşı kademeli olarak 65’e kadar yükseltilmiştir.
Son dönemde popüler olan 3600 ek gösterge ise, 1 Ekim 2008 öncesi memurların emekli aylığının doğrudan ve yüksek oranda artmasını sağlarken, 1 Ekim 2008 sonrasında işe başlayanların ise, brüt maaşını ve dolayısıyla Prime Esas Kazancını (PEK) artırdığı için emekli maaşına katkı sağlar ancak emekli ikramiyesinde tek başına büyük bir sıçrama yaratmaz.
Kalın sağlıcakla…










YORUMLAR